Antik Çağda Syracusa Kuruluşundan Roma Hakimiyetine Kadar (M.Ö. 734 – 212)

50

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212)

Etem DÖNMEZ*

(pdf) dosyası olarak okumak için: ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212)

Özet :

Eskiçağ’da medeni-kültürel gelişim bakımından diğer kıtaları gölgede bırakan Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının birleşim noktası olan Akdeniz ve çevresi bugün Eski Dünya olarak tabir edilmektedir. Nitekim Eskiçağlar insanı için dünyanın nabzı, Akdeniz ve çevresinde atmakta, pek önemli gelişmeler, buluşlar, keşifler, harpler ve sair hadiseler yoğunlukla bu coğrafyada yaşanmaktaydı. Dünya’nın geri kalan coğrafyalarında göz ardı edilemeyecek kültür ve medeniyet unsurları bulunmasına rağmen, bütün dünyanın kavşak noktası olabilecek Akdeniz, her çağda kendisine münhasır ehemmiyetini korumuş olup, hala bu niteliğini muhafazaya devam etmektedir. İşte bu bahsi geçen Akdeniz havzasının  içerisinde bulunan en büyük adada, M.Ö. 8. asırda Hellen Kolonistleri tarafından kurulmuş bulunan Syracusa Şehri, bulunduğu coğrafyada, kurucuları olan Hellenlerin kültür unsurlarının en önde gelen bir temsilcisi olduğu gibi, bir şehir olarak kendi sınırlarını da fazlasıyla aşıp, Akdeniz Tarihi içerisinde ve özellikle de Batı Akdeniz’de pek kıymetli bir rol oynamıştır. Yaklaşık olarak beş asırlık bir dönem içerisinde söz konusu şehrin tarihini kapsamayı hedefleyen makalede, Syracusa ile etkileşimde bulunan diğer devlet ve ulusların tarih ve medeniyetleri arasında kaybolmamaya gayret göstererek, Syracusa ve onun eseri üzerinde durulmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler : Syracusa, Hellen, Roma, Kartaca, Sicilya.

SYRACUSE İN ANCİENT ERA FROM İTS FOUNDATİON TO ROMAN SOVEREİGNTY (BCE 734 – 212)

Abstract : Mediterranean and its environment, where is a point of junction of continents of Asia, Africa and Europe where is overshadow the other continants in respect to development of civilised and cultural in Ancient Term, is expressed as Old World today. Thus, pulsation of world was having in Environment of Mediterranean for ancient people and so important developments, inventions, dicoveries, wars and other events were have been

1

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

living in this geography. Eventhough rest of the geographies of world has some elements of cultur and civilization that is unignorable, Mediterranean what can regard as a point of junction for all world has protected its exclusive importance for itself and has been still continuing to conserve this quality. Syracusa what was founded by Greek colonists in 8. century bce in the biggest island İn mentioned basin of Mediterranean, was the most leading representative of greeks’ culture in its own geography. Also it exceeded its own borders a lot as a city, had a so valuable role in history of Mediterranean and especially in west Mediterranean. İn the article what is aiming contain history of mentioned city in a term for almost 5 century, it will be tried to play up Syracusa and its effect by effort to not get lost among the histories and civilizations of the other states and nations who was in interacted with Syracusa.

Key Words : Syracuse, Greek, Rome, Carthago, Sicily.

Giriş : Tarihçiler arasında “Yunan Ortaçağı” olarak adlandırılan ve yaygın kanaate göre Dor İstilası ile Kolonizasyon Devri arasına yerleştirilen dönem, M.Ö. 8. Asır ortalarında Antik Yunan toplumunun başta giderek artan nüfus ve site içi-dışı siyasi çekişmeler gibi olumsuz etkenler olmak üzere bir takım gerekçeler sonucu, yayılmış bulunduğu Ege Coğrafyası’ndan dışarıya taşarak, Akdeniz ve Karadeniz’in pek çok noktasında koloniler kurmaya başlamasıyla kapanmıştır. Yaklaşık 4 asır boyunca daha sonraki devirlere göre oldukça içine kapalı halde Ege Denizi ve çevresinde yaşayan Hellenler, Kolonizasyon Çağı (M.Ö. 750 – 550) ile birlikte, haiz bulundukları nüfus fazlalığına yeni yerleşim ve geçinme olanağı sunacak coğrafyaları keşfetmiş, bazı halde ilk defa olmak üzere şehir yerleşimini, keşfettikleri coğrafyalara taşımış, Antik Yunan kültürünü çok geniş bir coğrafya ile paylaşıp, aynı zamanda diğer toplumlardan da etkilenme fırsatı elde etmişlerdir. Bu dönem içerisinde M.Ö. 8. – 7. Asırlarda, Bakkhiades (Bakkhiadai) Ailesi tarafından idare edilmiş olan, Antik Yunan Çağı’nın önde gelen şehirlerinden Korinthos, Yunan Anakarası ile Peloponnessos Yarımadası’nın bağlantı noktasında bulunması hasebiyle zaten stratejik bir konum işgal etmekteydi. Bunun yanında mezkur aile, şehrin Arkaik Dönem’de çoğu alanda en ileri düzeydeki kenti olarak gelişmesini sağlamıştır. Bilhassa gemi mühendisliği üzerinde ihtisaslaşmaları diğer Yunan Kentleri’nin gemi yapımı için Korinthos’a başvurmasına yol

2

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

açmış, böylece güçlü bir filo da elde eden şehir, tabir yerindeyse kabından taşarak, deniz ötesi alanlarda yerleşimler kurmaya başlamıştır.1 Bu koloniler arasında en önde gelenleri Korkyra (Korfu Adası’nda) ve Syracusa’dır.

Şehrin Kuruluşu :

 Syracusa (Siraküza), Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya’nın güneydoğusunda ve aynı zamanda yine Akdeniz’in bir iç denizi olan İon (İyon) Denizi’ne kıyısı bulunan bir şehirdir. Şehrin çekirdeği olarak kabul edilen Ortigia Adası, şehre ilk gelen kolonistler olan Khalkislilerin, ilk yerleştikleri yerdir.2 Daha sonra (M.Ö. 734) Bakkhiades Ailesinden Archias’ın önderliğinde Korinthoslular gelerek, Khalkislilerden aldıkları Ortygia’ya (Ortigia) yerleşmişler ve hatta bu küçük adanın batısındaki Sicilya’ya da ayak basarak Syracusa şehrini kurmuşlardır.3 Böylece, daha sonraki yüzyıllarda Magna Graecia – Megale Hellas (=Büyük Yunanistan) olarak anılacak olan, Güney İtalya ile Sicilya Adası ve çevresini kapsayan, hatta bazı yazarlar tarafından Yunan Amerikası4 olarak da anılan Coğrafi Bölge’nin yine ileride en güçlü ve en zengin şehri haline gelerek,5 diğer hiçbir Hellen Şehri’nin başaramadığı derecede çevresine tahakküm edecek ve bir takım şehirleri boyunduruğu altına alarak, küçük bir “Batı İmparatorluğu” oluşturacak olan Siraküza’nın temelleri atılmıştır.

Syracusa ( Siraküza ) Adının Etimolojisi :

 Türkçe Literatür, söz konusu şehrin tarihi hakkında bağımsız bir yapıta sahip olmadığı gibi, antik şehir isimlerinin kökenlerinin belirtildiği bir takım araştırmalarda da Siraküza gereği derecesinde yer almamıştır. Bu konuyla ilgili daha çok internet aracılığı ile erişilen bir takım sitelerde muhtelif bilgiler bulunmaktadır. Şehrin isminin, adanın asıl yerlileri olan ve adaya ismini veren Sicul’ların (Sicel – Sicul, Şekeleş?) dilinde bataklık, hastalıklı yer, nemli bölge gibi anlamlar ifade etmekte olan “Syraka,Syrah,Sarah” sözcüklerinden kaynaklandığı

* Lisans 4. Sınıf Öğrencisi, Pamukkale Üniversitesi, Tarih Bölümü, [email protected]

1 Thomas Martin, Eski Yunan, (Çev.: Ümit Hüsrev YOLSAL), 2.Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 2014, s.144.

2 Arif Müfid Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, 10.Baskı, TTK Yayınları, Ankara, 2014, s.172.

3 Mansel, 2014, s.173.

4 Nıgel Rodgers, Antik Yunan, (Çev.: Ülkü Evrim UYSAL), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2014, s.81.

5 Clemens Emin Bosch, Helenizm Tarihinin Ana Hatları II.Kısım, (Çev.: Sabahat ATLAN), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları Rıza Koşkun Matbaası, İstanbul, 1943, s. 29 ; Charles Freeman Mısır, Yunan ve Roma Antik Akdeniz Uygarlıları, 4.Baskı, (Çev.: Suat Kemal ANGI), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2013, 187.

3

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

belirtilmiştir. Şehrin coğrafyasında bulunan Anapo Irmağı6 , şehrin su ve yaşam kaynağı olan Arethusa Çeşmesi7 gibi etkenler düşünüldüğünde bu açıklamanın yersiz olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bize göre şehrin ismi ile Antik Yunan Mitolojisi’nde anlatılan bazı Mythos’ların ilişkisi bulunmakta ve bu durum Etimilojik açıklamaya çok farklı bir boyut kazandırmaktadır.

Yunan Mitolojisi’nde mevcut bulunan Arethusa – Alpheios hikayesi, Syracusa Şehri ile ilişkili gözükmektedir. Buna göre özetle, hayatı boyunca temiz iffeti ile tanınan Artemis’e öykünmekte olan Nymphe* Arethusa, kendisi ile birlikte olmak isteyen Alpheios’u reddedip, Artemis’in yardımıyla onun elinden kurtulmayı başarmış, Artemis onu bir nehir haline getirmiştir. Ancak Alpheios yine Arethusa’yı takip edip, kendisi de nehir haline gelmiş, bunu fark eden Artemis, Arethusa için, akmakta olduğu Elis Bölgesinden bir yer altı geçidi açarak onu Syracusa’ya taşımıştır. Antik Yunan insanı, Sicilya’daki Arethusa Pınarı’na herhangi bir cisim bırakıldığında bunun Peloponnessos (Mora) Yarımadası’ndaki Elis Bölgesinde akmakta olan Alpheios Irmağı’ndan çıkacağına inanmaktaydı.8 İlginç bir şekilde, haritaya bakıldığında Alpheios Nehri’nin Yarımada’dan çıkış noktası sanki Syracusa’ya doğru akar gibi bir izlenim de oluşturmaktadır.

Bunun yanında Syracusa’nın çekirdek yerleşim birimi olan Ortigia Adacığı’nın isim anlamı Yunanca “Bıldırcın” demektir. Bunun sebebi ise şudur : Yunan Mitolojisi’nde Tanrıların Kıralı olarak tanınan Zeus, Artemis ve Apollon’un annesi olan Leto’nun kız  kardeşi ile birlikte olmak istediğinde reddedilmiş ve buna öfkelenerek onu bir bıldırcına çevirmişti. Leto’nun Artemis ile Apollon adlı ikizlerini dünyaya getirdiği Delos Adası’na da onun adı verilerek Ortygia denilmişti. Hatta Artemis’in de lakabı Ortygia olmuştu. Şimdiye dek anlatılan bilgiler arasında yalnızca Artemis, Ege Denizi’ndeki Ortygia (Delos) ile Syracusa’daki Ortygia’nın ortak noktası olarak bulunmaktadır. Çünkü bir tanesi onun doğum yeri, diğeri de onun kurtardığı Arethusa’nın bulunduğu yerdir.

6 B.Larousse, 1986, C,20, s.10582.

7 B. Larousse,1986, C,20, s.10582.

*Nymphe : Dağlarda, kırlarda, ormanlarda, çeşmelerin, kaynakların başında, derelerde, nehirlerde yaşadıkları sanılan peri kızları. Detaylı bilgi: Şefik Can, Klasik Yunan Mitolojisi, 13.Baskı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, s.485.

8 Can, 2015, s.280.

4

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Antik Yunan Tarihçilerinden Andre Bonnard’a göre en meşhur Hellen Şairi olan Homeros’un ikinci eseri Odysseia, Antik Hellen toplumunun denize açılması ve kolonizasyon hareketlerini anlatmaktadır.9 Odysseia, Kolonizasyon hareketini bildiren bir destan olarak,

  1. bölümünde Syros Adında bir adanın Ortygia’nın ötesinde, güneşin batı yönünde olduğunu ifade etmektedir.10 Gerçekten de Ege’de Delos (Ortygie-Ortygia) Adası’nın batısında bir Syros Adası mevcuttur. Toplumun zihninde, dünyanın oluşumundan itibaren her türlü varlık, hadise, kişi ve açıklanması beklenen unsurların kökenini anlatma çabası içerisinde olan Mitoloji, Delos ile Syracusa’yı birbirine bağlamaktadır. Homeros ise Syros Adası’nın Ortygia’nın batı yönünde bulunduğunu vurgulamaktadır. Halbuki Delos ile Syros arasında Rineia Adası mevcuttur. Ozan, Syros’un yerini kolaylıkla bu ada üzerinden de tarif edebilirdi.

Sicilya Adasındaki Syracusa Şehri de Ortygia Adası’nın batısında bulunmaktadır ve ayrıca Hellen Dilinde, “καυσος – καύσης” (Kausos-Kausis) sözcüğü, yanan, yanmakta olan manasına gelmektedir.11 Kanaatimizce Hellenler, yerleştikleri Ortygia Adası’nı mitolojik hikayeleri ile nasıl ki Ege Denizi’ndeki Delos’a bağlamışlar ise, bu adanın batı yönünde kalan şehri de Syros + Kausos yani yanmakta olan Syros diye adlandırmışlardır. Muhtemelen bu adlandırma, Sicilya Adasındaki Etna Yanardağı’ndan kaynaklanmış olmalıdır.

Syracusa’nın Gelişimi :

 Kent, iki elverişli liman, kendisini yaşanılır kılan ve savunmayı kolaylaştıran Arethusa Pınarı ve o zamanın dünyasının nabzının attığı Doğu Akdeniz’e hitap eden coğrafi konumu sayesinde kısa sürede gelişme kaydetmiş ve kendi kolonilerini kurmaya başlamıştır. Nitekim en yakın zamanlarda, Akrai (M.Ö. 664), Kasmenai (644) ve Kamarina (598) kolonilerini oluşturarak, akranı olan diğer kolonileri geride bırakmayı başarmıştır. Şehir, bu gelişimini şüphesiz ki yalnızca ticarete ve bu ticareti gerçekleştiren Helenlere borçlu değildir. Göçmenler, kendilerine seçkin bir statü kazandırarak “Gamoroi” adını almışlar, yerli ada halkı olan Sicul ve Sicanları, öncelikle kıyılardan iç kesimlere doğru sürmüş ve sonra da bu kişileri

9 André Bonnard, Antik Yunan Uygarlığı -1- , 2.Baskı, (Çev.: Kerem KURTGÖZÜ), Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 2011, s.67.

10 Homeros, Odysseia, 2.Baskı, (Çev.:Azra ERHAT, A. KADİR), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015, s.265.

11 Henry Liddell – Robert Scott, Greek-English Lexicon, Clarendon Press, Oxford, 1940, s.343.

5

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

toprağa bağlı köle haline getirerek, kendi menfaatlerine çalıştırmışlardır.12 Böylece Sicilya’da Doğu, Kuzey ve Güney kıyıları Grekler, Batı kıyılarını Fenike asıllı Kartacalılar ve iç kesimleri de yerli halk olan Sicul ve Sicanlar paylaşmışlardır.

Yerli halkı toprağa bağlı köle haline getirme durumu ve ayrıca Hellen oldukları halde ekonomik refah seviyesi düşük olan kişilerin de birincilerden farkının kalmayışı, 6. asrın sonlarında Kıta Yunanistanı’ndaki demokrasi hareketlerinden de etkilenmesi mümkün olan adada Aristokratlara karşı tepki doğurmuş ve gerginlik, M.Ö. 491’de Gamoroi Sınıfı’nın şehirden kovulması ve halkın iktidarda söz sahibi haline gelmesiyle sonuçlanmıştır. Bu sınıfın, Kasmenai kolonisine sığındığını görmekteyiz.13 İşte tam bu kargaşa esnasında, doğudaki Kıta Yunanistan’ı da Pers tehdidi ile karşı karşıya kalmışken, muhtemelen Persler ve Kartacalılar arasındaki eşzamanlı bir saldırı yapma düşüncesinin meyvesi olarak, Kartaca, Sicilya’ya saldırı başlatacak ve böylece, Kıta Yunanistan’ı ile Sicilya’nın hiçbir şekilde birbirine yardımcı olma olanağı kalmayacaktı. Bu sırada tarih sahnesinde görülen bir komutan, gidişatı değiştiren kişi olacaktır : Gelon.

Gelalı Gelon :

Güney Sicilya’da bulunan Gela, M.Ö. 688’de Rodoslular tarafından kurulmuş bir koloniydi.14 Yine Rodos yakınlarında bulunan Telos (Tilos) Adası’nın sakinleri olan  Gelon’un ataları, kolonizasyonu esnasında bu şehre yerleşmişlerdi. Sonraki kuşaklardan Telines adlı birisi, bir çatışma dolayısıyla Gela yakılarındaki Maktorion kentine sığınmak zorunda kalan Gela Halkını kurtarmış ve buna Demeter ve Persephone Rahibi diğer adıyla Hierophantes olma onuru verilmişti. Aile iç – dış çatışmalardan kendisini korumayı başararak, muteber bir konum elde etti. Pantares oğlu Kleandros, Gela’da yedi yıl Tiranlık* yapıp, muhtemelen yine halk – aristokrat çatışmasının bir sonucu olarak Gela yurttaşlarından Sabyllos tarafından öldürüldü. Kardeşi Hippokrates, Gela Tiranı olunca, Telines’in torunlarından Deinomenes oğlu Gelon onun Muhafız Birliği’nde göreve başladı. Hizmetleri

12 B. Larousse, 1986, C,20, s.10582 ; Mansel, 2014, s.173.

13 B. Larousse, C 20, 1986, s.10582 ; Mansel, 2014, s.306.

14 Mansel, 2014, s.173 ; David Stuttard, Antik Yunan Tarihi, (Çev.: Erdem GÖKYARAN), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2016 , s.84.

* Tiran: Lydia Dili’nden alınmış ya da Etrüskçe’de “Efendi” anlamına gelen “Turan”dan gelme bir sözcük olduğu sanılan ve ilk kez 7.yy. Lirik Şairlerinden Arhilohos tarafından kullanıldığı anlaşılan, “Tyrannos” sözcüğü ile Yunanlar, bazen halk tabakasına bazen de yüksek sınıflara mensup, fakat alt tabakaların güven ve sevgisini kazanmış, bu tabakalara dayanarak bir hükumet darbesi sonunda iktidar mevkiine çıkmış ve tek başına saltanat sürmeye başlamış kişileri kastetmişlerdir. Mansel, 2014, s.189.

6

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

sayesinde Süvari Komutanı tayin edildi.15 Böylece aile, şehrin yönetiminde daha ön sıralarda yer alacaktı. Bahsi geçen dönemde, Megale Hellas’ta pek çok şehirler Gela’ya boyun eğmeye başlıyor ve şehir her alanda gücünün doruğuna doğru ilerliyordu. Bu esnada yalnızca “Adanın İncisi” olarak bilinen Syracusa’nın Gela’ya karşı mücadelesini sürdürmekte olduğunu söyleyebiliriz.16 Nitekim Hippokrates, Naksos, Leontinoi, Zankle ve Kallipolis gibi kentleri birer birer düşürüyor, yalnız Syracusa boyun eğmiyordu. Syracusalılar ile Hippokrates arasında Heloros Irmağı kıyısında yapılan bir savaşta, çok zor durumda kalan Syracusalıları, kurucu şehir Korinthos ve diğer koloni Korkyra’dan gelen destekler kurtarmış, ancak Kamarina kolonisi verilerek Hippokrates yatıştırılabilmişti.17

Hippokrates, M.Ö. 491’de Hybla yakınlarında Sikullar ile savaşırken öldürüldü. (Bu hadiseyle Syracusa İsyanı’nın aynı tarihe denk gelmesi ada genelinde Tiran – Aristokrat vs. yöneticilere karşı, köleler ve halkın ortak bir ayaklanma başlatmış olabileceklerini akla getirmektedir). Çıkan kargaşadan faydalanan Gelon, Gela’da Tiran oldu. Bunun üzerine, Kasmenai’ye sığınmış olan, Syracusa’nın Gamoroi sınıfı, Gelon’a destek sağlayıp, onun vasıtasıyla şehirlerini geri kazanmak için çabalamışlardır. Ordusuyla birlikte Syracusa’ya ilerleyen Gelon’a karşı halk, savaşmadan teslim oldu.18 Böylelikle Syracusa’yı başkenti ilan eden Gelon, Gela’yı kardeşi Hieron’a bırakmıştır. Gelon’un iktidara gelmesi aynı zamanda köleler ve halkın mücadeleyi kaybettiklerini de göstermektedir çünkü Gamoroi de Gelon ile birlikte Syracusa’ya gelebilmiştir. Bu tarihten (M.Ö. 485) sonra farklı bir tekamül devresine girecek olan Syracusa’yı yönetecek olanlar Gelalı Tiranlar olacaktır. Bu durum, 1066 yılındaki istila dolayısıyla İngiltere Kırallığını, Frank ve Viking kavimlerinden oluşan Normanların yönetmesine benzemektedir.19

Gelon, Kamarina, Gela ve Megara Hyblaia’dan yurttaşlar getirerek, Syracusa’yı iskan etmiş20 ve bu şehri her alanda kalkındırmaya çabalamıştır. Tarihin Babası Heredot’un

15 Maria Giulia Amadasi Guzzo, Kartaca, (Çev.: Işık ERGÜDEN), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2015, s.45

; Stuttard, 2016 , s.84.

16 Stuttard, 2016, s.84.

17 Heredotos, Tarih, 11.Baskı,(Çev.: Müntekim ÖKMEN), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015, s.576, 577.

18 Heredotos, 2015, s.578.

19 John Roberts, Avrupa Tarihi, (Çev.: Fethi AYTUNA), İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2015, s.247.

20 B. Larousse, C 20, 1986, s.10583 ; Stuttard, 2016, s.84.

7

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

aktardığı, Sparta ve Atina’dan gelen elçilerin Perslere karşı yardım istediği bilgisinden yola çıkarak, 5. asır başlarında Yunan Dünyasında Gelon’un hatırı sayılır bir güç sahibi olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Şüphesiz ki ona bu gücü sağlayan temel etmen de Syracusa’ya hakim olmasıydı.

İki İmparatorluk Arasında Bir Ulus :

 

 

M.Ö. 5. yüzyıl Dünya Tarihi’ndeki hadiseler zincirine pek çok katkı sağlamıştır. Bunların başında, Heredotos’un ilk tarih eserini yazması, birbirleriyle her daim çatışma içerisinde olan Helenlerin, ortak dil ve kültürleri sayesinde Ulus bilinciyle hareket ederek, vatan savunması yapmaları ve Akdeniz’in en zengin devleti olan Kartaca ile Yunanların en zengin devleti olan Syracusa’nın21 Batı Akdeniz hakimiyeti için karşı karşıya gelmeleri gösterilebilir.

İran merkezli olarak, Mezopotamya, Mısır, Anadolu gibi Dünya üzerinde  Medeniyetin yeşerdiği ilk yerleri elinde tutan, Hint-Avrupa kökenli Perslerin yönettiği Ahameniş İmparatorluğu, Yunanistan kapılarına dayanmıştı. O çağın süper gücünün karşısında tek bir devlet çatısı altında bile toplanamayan Hellen Kent Devletleri’nin direnişi oldukça önemsiz olarak addediliyordu. Bunun farkında olan Yunan Dünyası’nın önderleri Atina ve Lakedaimonya (Sparta), Magna Graecia’nın en güçlü hükümdarı olan Gelon’a birer elçi yolladılar. Bu elçiler, Pers taarruzuna karşı, Gelon’dan asker desteği talep edeceklerdi. Gelon ise bu yardıma karşılık, bütün Yunan Ordularının kendisini lider kabul etmesini talep etti. Her iki elçi de ayrı ayrı bu talebi reddederek ülkelerine döndüler ve Hellas’ta Gelon’un Pers yanlısı olduğu dedikodusunu yaydılar. 22

Pek çok kaynağın ittifak ettiği üzere23, Persler, Fenike aracılığıyla Kartacalılar’dan, Sicilya Greklerine saldırmalarını ve böylece bunların zaten çekişmeli oldukları Kıta Yunanistan’ına destek vermelerini istemiş olmaları mümkündür. Bu teklife Kartaca’nın

21 Freeman, 2013, s.187 ; Rodgers, 2014, s.57.

22 Stuttard, 2016, s.84.

23 Freeman, 2013, s.187 ; Martin, 2014, s.187.

8

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

olumlu yanıt verme sebebi geleneksel devlet anlayışından kaynaklamaktadır. Kartaca, 9. asırdaki kuruluşundan itibaren, Batı Akdeniz’de bir ticaret imparatorluğu oluşturmaya çalıştı. Bu amaca karşı tehdit unsuru oluşturabilecek her yapı, doğal olarak Kartaca’nın da düşmanı olmuştur. Syracusa, elde ettiği başarılar ile bu düşmanlık koltuğunu doldurmaya adaydı. Bu çatışma aynı zamanda Akdeniz’deki Hellen – Fenike rekabetinin de bir parçasıydı. Antik yazarların belirttiği şekilde doğunun ve batının istiklali (Salamis ve Himera) aynı gün ve aynı yıla denk gelmiş olmasa bile, yakın tarihlere denk geldiği açıktır. Doğudan ve batıdan yapılan taarruz, Yunanların birbirlerine yardımını tamamen imkansız kılmıştır.

Harp, Syracusa Tiran’ı Gelon’un kayınpederi olan, Akragas (Agrigento) Tiranı Theron’un, Khimaira (Himera) Tiran’ı Terillos’u şehrinden kovması ve onun da damadı24 Rhegionlu (Reggio) Anaxilas’ın yanına sığınarak, Kartacalılara haber vermesi üzerine patlak vermiştir.25

Kartacalılar, Mago Ailesi’nden Hannon oğlu Hamilkar önderliğinde, Liguria, Lybia, Fenike, İberia, Sardinia, Korsika ve Gallialılar’dan oluşan muazzam bir ordu ve 200 Muhafız Kadırga ile 3000 Nakliye Gemisinden oluşan fevkalade bir donanmayla Syracusa ile savaşmak şöyle dursun, adeta bütün Sicilya’yı ele geçirmek için harekete geçmişlerdir.26 (M.Ö. 480)

Fırtınalar ve kayıplarla dolu bir yolculuk sonrası süvarilerini kaybetmiş de olsa hala Gelon’un altı katı piyade gücüne haiz bir orduyla Panermous’da (Palermo) karaya çıkan Hamilkar, Himera’ya vardıktan sonra müttefiki Selinous Kenti’nden süvari takviyesi gelmesini beklemeye başladığında, Gelon bu süvarilerin, Hamilkar’ın ordusu, Fenike Deniz Tanrısı Yam’a kurban sunumu yaparken geleceğini haber almıştı. Kendi süvarilerini, Selinous Süvarisi gibi giydiren Gelon, Kartacalıların ayini esnasında birliğini Himera’ya sokmayı başarmış ve çıkan çatışmada Hamilkar dahil pek çok Kartacalı öldürülürken, asıl Hellen ordusu da arkadan Kartacalıları kuşatmış ve Kartaca Ordusu’nun önemli kısmı ortadan

24 Guzzo, 2015, s.45.

25 Rodgers, 2014, s.57.

26 Guzzo, 2015, s.45 ; Herodotos, 2015, s.583 ; Mansel, 2014, s.307 ; Rodgers, 2014, s.57 ; Stuttard, 2016, s.85.

9

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

kaldırılmıştır. Hamilkar’ın Yam     için yaktırdığı ateşte yakıldığı ya da kendisini yaktığı da rivayetler arasında yerini almıştır.27

Gelon’a 200 talenton değerinde gümüş ve eşi Damarete’ye de bir altın taç yollayan Kartacalılar artık, 70 yıla yakın bir süre boyunca, Sicilya’da aktif çatışma ortamına dahil olmamışlardır.28 Öte yandan, kendisine ait olan bölgeleri yine koruyabilmiş olan Kartaca, onlar için artık vergi ödeyecek ve bir kere daha Sicilya sahnesine çıkana değin Kartaca ile ilgili yazılı kaynaklar sekteye uğrayacaktır.29 Kartacalıların kendilerine ait bölgeleri koruması durumu, Gelon’un Akragas Tiranı Theron’a karşı bir tedbiri olarak da yorumlanmış, onun güçlenmesinin önünde Kartacalılar bir set olarak bırakılmıştır. 30 Zafer onuruna meşhur Delphoi’ye üç ayaklı bir kazan takdim edilip, Olympos’a da muhtelif sunularda bulunulmuştur.31

Bu Himera Savaşı ile aynı tarihte (480) yapılan Salamis Muharebesi, Helenlerin doğu ve batıda, var olma mücadelesinin sonuçlarıdır. Şair Pindaros, Himera’yı Salamis denli ehemmiyetli bir zafer olarak ele alır.32 Savaş sonrası Gelon, Sicilya’nın kurtarıcısı ve hegemonu, Yunan Dünyası’nın karizmatik lideri ve meşhur Kartaca’nın muzaffer düşmanı olmuştur. Ayrıca, Syracusa’yı Adanın en güçlü polis’i yapan da yine Gelon’idi. De Vido’nun da belirttiği gibi, Himera yalnızca bir Yunan zaferi değil, Syracusa’nın gelecekteki egemenliğinin de ilanıydı.33

Savaştan iki sene sonra, M.Ö.478’de, Gelon’un dış etkenlerden ari olarak, normal bir şekilde hayatını kaybetmiştir. 34

Hieron ve Kültürel İkbal Devri : M.Ö. 478 – 467

27 Guzzo, 2015, s.46.

28 Stuttard, 2016, s.86.

29 Guzzo, 2015, s.47 ; Mansel 2014, s.308.

30 Sabatino Moscati, Fenikeliler, (Çev.: Sinem GÜL), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2004, s.264.

31 Stuttard, 2016, s.87.

32 Mansel, 2014, s.308.

33 Stefania De Vido, “Magna Graecia ve Sicilya’daki Yunan Polisleri: İtalya’yı da İlgilendiren Bir Tarih”, Antik Yunan, (Ed.: Umberto ECO), (Çev.: Leyla Tonguç Basmacı), Alfa Basım Yayın, İstanbul, 2017, 2017, s.86.

34 Stuttard, 2016, s.87.

10

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Gelon’dan sonra arda kalan tek bir kişi olsaydı, Hieron’un iktidara gelişinden bahsetmeye bile gerek kalmayabilirdi. Fakat Gelon’un küçük bir oğlu ayrıca Polyzelos adlı  bir kardeşi daha vardı. Polyzelos, Gelon’un dul kalan eşi Damarete ile evlendi. Bu durum kesinlikle bir tesadüfün sonucu değildir. Polyzelos, doğrudan Tiranlığı hedeflemekteydi. Hieron ise bir ordu ve donanma hazırlayıp, Polyzelos’u denizaşırı bir sefere yollayarak ondan kurtulma gayesi güdüyordu. Polyzelos, atak davranarak Akragas Tiranı Theron’un yanına kaçtı ve Hieron’a karşı ordu toplamaya başladı. Hieron bu durumu sükunet içinde çözmek için, Theron karşıtı olan bazı Himeralıları, Akragas Tiranına teslim ederek, onu safına çekmiş, daha sonra iki kardeş arasında barış sağlanmış ve Hieron, Syracusa Tiranı kabul edilmiştir.35

Bahsi geçen dönemde Batı Akdeniz’deki üç büyük güç odağını Kartacalı Pun’lar, Etrüskler ve Hellenler oluşturmaktaydı. Bugünkü Tunus’un sınırları içerisinde kalan Kartaca’nın merkez şehri, en güçlü olduğu dönemde Atlas Okyanusu’na ve hatta Britannia Adası’na erişmekle (kalay ticareti) birlikte Kuzey Afrika, İspanya, Korsika, Sardinya, Batı Sicilya, Malta ve civar adalarda kolonileri ve nüfuzu olan güçlü bir ticari deniz imparatorluğunun kalbi idi.

İtalya’da bulunan Etrüskler ise M.Ö. 8. – 3. asırlar arası siyasi varlık göstermiş, kökenleri tartışmalı ancak doğu etkilerini bünyelerinde barındıran, 6. asrın ikinci yarısında Alalia Zaferi (540) ile, Korsika’dan Phokaialıları çıkardıktan sonra Batı Akdeniz’i Kartacalılar ile aralarında paylaşmış bulunan, Po Nehri’nden Campania Ovalarına dek yayılmış, ancak tek bir devlet çatısı altında değil de bağımsız şehir devletleri halinde varlığını sürdüren bir kavim idiler.36

Neticede bunların, Güney İtalya’daki Yunan Şehirleri ile çatışmaları kaçınılmazdı.

35 Stuttard, 2016, s.87.

36 Bülent İplikçioğlu, Hellen ve Roma Tarihinin Anahatları, Arkeoloji Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2007, s.63,64 ; Murat Orhun, Etrüsk Kültürü ve Roma Kültürüne Tesiri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2008, s.41.

11

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Nitekim, M.Ö. 8. asırda, 750 dolaylarında, Euboia (=Eğriboz) Hellenleri ve bu adanın karşı kıyısında oturan Gra’lar tarafından kurulan ve Hellen Kültür unsurlarının İtalya’ya tesirine en çok katkısı bulunduğu gibi bugünkü Napoli (=Neapolis) şehrini de kurup, oluşturdukları kültürel – ticari etki ile Latinlerin, bütün Yunanları bundan sonra (Gralardan dolayı) Gra – Graicus (=Grek) olarak anmalarına vesile olacak olan Kyme (=Cumae) şehri kurulmuştur.37 Etrüskler’in hemen hemen güney sınırlarını teşkil eden bu şehir ile mücadeleleri 474 yılında, deniz güçleriyle buraya yüklenmelerine yol açmıştır. Cumae Tiranı, diğer Hellen Şehirlerinden yardım istediğinde trieresleri* ile yardıma gidenlerden biri de Syracusa Tiranı Hieron idi. Sonuç olarak, Etrüsk kuvvetleri, Cumae önünde yapılan deniz savaşını kaybettiler. Bu savaş, Etrüsk deniz gücünün ortadan kalkmasına yol açtığı gibi Etrüskler için sonun başlangıcı olmuş ve bu tarihten itibaren Campania (bu bölgeyi Samnitler dolduracaktır) ile tamamen bağları kopan Etrüskler, kuzeyden Kelt akınları, güneyde Roma ile mücadele ve sair İtalik kavimler ile olan çatışmalar neticesinde tarih sahnesinde ayrılmışlardır. Bu zaferden sonra Güney İtalya’ya ayak basma fırsatı yakalayan Hieron ise Kyme Muharebesi’nde kullandığı tunç miğferi Olympia’ya adak olarak sunmuş ve şöhretini artırmıştır.38

Kültür, sanat, edebiyat ile iştigal eden kişileri etrafında toplayan Hieron’un, bu insanları Syracusa ve Etna adıyla yeniden kurduğu Katania’da ağırladığını görmekteyiz.

Methiyecilerden Pindaros, Simonides, Bakkhylides, Komedya’nın öncülerinden Epikharmos, meşhur Atinalı Tragedyacı Aiskhylos ve Filozof Ksenophanes, Hieron’un etrafında yaşayan önemli kültür adamlarından idiler. Hieron için Pindaros 4, Bakkhylides 3 epinikhion (=zafer şarkısı) yazmışlardı. Aiskhylos ise, Syracusa’da yine Hieron’un yaptırdığı, bugün hala ayakta bulunan taştan tiyatroda oyun sergilemiştir. Ksenophanes, ölümsüz ve evrensel tek bir Tanrı’nın olduğu düşüncesinde bulunuyor, her canlının tanrıyı kendine benzer şekilde tasavvur ettiğini belirten :

37 Mansel, 2014, s.172.

* Trieres : Eski Yunan savaş gemisidir. Üç sıra dizilmiş kürekçilerden oluşan yaklaşık 200 kişilik (170 kürekçi ve 30 denizci) tayfası bulunan, 40 metre uzunluğunda, yakın bölgelere akınlar düzenlemek üzere hafif piyadeler taşıyabilirdi. B. Larousse, 1986, C 22, s.11698 ; Rodgers, 2014, s.49.

38 Stuttard, 2016, s.88.

12

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

“Atlar ve öküzler heykel yapabilselerdi, atlar at, öküzler öküz şeklinde tanrı heykelleri

yaparlardı.”

 

 

Sözünün sahibi bulunuyordu.39

Döneminde Sicilya’da bir bir Tiranların devrilmesinin verdiği endişeyle olmalıdır ki bir Gizli Polis teşkilatı oluşturan Hieron, buyruğu altındaki herkesi gözetleterek, ipleri elinde tutmaya çalıştı. M.Ö. 472’de Akragas Tiranı Theron öldü. Oğlu Thrasydaios, Syracusa’ya saldırmak yoluyla, şöhretini, gücünü ve kontrol ettiği toprakları artırmak niyetindeydi. Deneyimli Hieron bu durumu sezdiğinde, daha Thrasydaios, ordusunu şehirden çıkarmadan Akragas’ı kuşattı. Uzun bir süreçten sonra 6000 asker kayıp vererek şehri aldı ve kendisini tehdit eden son etkeni de ortadan kaldırmış oldu. M.Ö. 467’de Etna’da safra taşı rahatsızlığından acılar içinde hayatını kaybetti.40 Yerini alan kardeşi Thrasybulos, iktidara malik olmak adına ne karizma ne de güç sahibiydi. Syracusa böylelikle demokrasi düşüncesinin etkilerinden nasibini alacak ve M.Ö. 466’da, Thrasybulos daha Tiranlığının ilk yılını hitama erdiremeden, devrilecektir.41 Bundan sonra ortaya çıkan parti kavgaları, isyanlar (mesela 450 dolaylarında, Thrasybulos yanlıları, Ducetius önderliğinde ayaklanmışlardır), iç çekişmeler ve sair karışıklıklar, M.Ö. 415’te Peloponnessos Savaşları esnasında, Atina’nın Alkibiades önderliğinde Sicilya’ya bir sefer yapmasına yol açacaktır.42 Ayrıca Aristokrasi’nin devrilişi, Gelon devrinden beri elde edilen kazanımlardan ve oluşturulan Syracusa İmparatorluğu’ndan vazgeçilmesini zorunlu kılmıştır.43

Syracusa’nın Bağımsızlık Mücadelesi :

 

 

Yunan Klasik Çağı olarak bilinen Beşinci Yüzyıl’da, Kıta Yunanistan’ı açısından Pers Savaşları belki de en önemli hadiseler zincirini oluşturmaktadır. Yunanistan’ın dağlık coğrafyasının da etkisiyle istedikleri başarıyı elde edemeyen ve dolayısıyla Hellas’ı fethedemeyen Persler ile, M.Ö. 449’da Kallias Barışı yapılarak, neredeyse yarım asırdır süre

39 Stuttard, 2016, s.88,89.

40 Stuttard, 2016, s.90.

41 B. Larousse, 1986, C 20, s.10582 ; Stuttard, 2016, s.90.

42 B. Larousse, 1986, C 20, s.10582 ; Mansel, 2014, s.308, 309.

43 Ana Britannica, “Syracuse” (bkz: Kaynakça.)

13

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

gelen savaş sonlandırılmıştır. Bu antlaşma sırasında ve sonrasında Atina’da en yetkili ve muteber kişi olarak bulunan Perikles, Atina’nın merkezinde olduğu bir “Pan-Hellen” siyaseti gütmekteydi. Buna göre, geniş coğrafyalara dağılmış bulunan Yunanları tek çatı altında toplamak ve yek vücut hale getirmek istiyor ancak bunun Atina’nın yani kendisinin önderliğinde olmasını arzuluyordu. Bu açıdan, bir takım kongreler tertiplemek, önemli kişileri bir araya getirmek, yeni şehirler inşa etmek gibi yöntemlerle Yunan dünyasına öncülük etmek maksadı güdüyordu. İşte bu yöntemlerden biri de diğer şehirler arasında sorun çözücü olarak arabuluculuk yapmak ve dolayısıyla psikolojik açıdan üstünlüğünü kabul ettirmekti.

Bu yöntemi uygulamak için Yunan dünyasındaki en uygun bölge Magna Graecia idi. Öyle ki Syracusa’nın emperyalizminden çekinen ve onun karşısında bağımsızlığını korumak isteyen şehirler ile ittifaklar yapan Perikles, onların hamisi olmaya gayret ediyor, Yunan dünyasının önderi olarak kabul edilen Atina’nın, zor durumda olan her şehrin yanında olduğu mesajını vermeye çalışıyordu. Bu gaye ile Syracusa yayılmacılığından çekinen Segesta (458

?) , Leontinoi ve Region (433 ?) ile ittifaklar kurdu. 44

Böyle bir durum bizlere, kuruluşunun 3. yüzyılında Syracusa’nın, Yunan dünyasının önderi olan Atina’yı kendisine karşı koymaya zorlayacak denli tesirli hale geldiğini açıkça göstermektedir. Atina, Syracusa hakimiyetinden çekinen kentlerin hamisi olmak durumunda kalmıştır. Atina daha çok Eukseinos Pontos’tan (Karadeniz) hububat temin ederken, Sparta için bir hububat ambarı olann Syracusa, doğrudan üzerine Atina’nın tepkisini çekecek ve bu durum Syracusa’nın bizzat Atina tarafından kuşatılmasına yol açacaktır.

Peloponnessos Savaşları (431-404) olarak da bilinen fakat yalnız Peloponnessos (Mora) Yarımadası’nı değil, bütün Yunan dünyasını ve diğer ulusları/devletleri doğrudan yahut dolaylı olarak etkileyen harpler zinciri, özetle Persler ile mücadele etmek için kurulmuş olan Attika-Delos Deniz Birliği’nin her türlü kaynağını yalnızca kendi çıkarları ve hatta lüksü için harcayan ve Yunan Dünyası’nın içerisinde despotik bir konuma erişen Atina’ya duyulan tepkinin, Sparta ve müttefikleri tarafından askeri mücadele yoluyla dile getirilmesidir.

Atina sahip olduğu güçle yetinmiyor aynı zamanda bunu sürekli hale getirmek ve bulunduğu pozisyonu daima elde tutmak adına kendisini rakipsiz hale getirmek gayesini

44 Mansel, 2014, s.324.

14

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

güdüyor, Sparta ve onun müttefiki olan her polis ile bir şekilde çatışma içerisine giriyordu. Öncelikle, bağımsız şehirler olarak kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmekte olan Korinthos ile Aigina’yı 456’da yenilgiye uğratarak sindirmeye çalıştı. Daha sonra Korinthos ile kolonisi Korkyra arasında çıkan çatışmada Korkyra tarafında yer aldı. Ardından yine Korinthos’un bir kolonisi olan Halkidike Yarımadası’ndaki Potidaia’dan sur duvarlarını yıkması ve Korinthoslu Magistratları kovması isteğinde bulundu. Bunun üzerine Korinthos, Potidaia’nın Delos Birliği’nden çıkmasına yardımcı olunca Atina yine bir Peloponnessos Birliği üyesi olan Megara’ya ambargo uyguladı. Bütün bu hareketlerde Sparta doğal olarak hep Atina aleyhinde hareket etti ve bizzat Sparta’nın da katıldığı görüşmelerden sonuç alınamaması neticesinde savaş patlak verdi.45

Savaşın, adını Sparta Kıralı II.Arkhidamos’tan alarak, Arkhidamos Harbi olarak adlandırılan ilk on yıllında (M.Ö. 431 – 421) yapılan karşılıklı çetin mücadelelerin ardından Nikias Barışı (421) ile sona erdiğini ve bu antlaşma ile Sparta’nın, Atina’yı Delos Birliği’nin önderi olarak tanıdığını belirtmek gerekmektedir. 50 Yıllık bir tahdit ile yapılan bu antlaşma, Peloponnessos Savaşı’na değil yalnızca bu harpler zincirinin bir bölümüne son vermişti. Neticede Atina, savaş öncesindeki tutumlarını sürdürmeye devam ediyor ve mesela 417’de tarafsız Melos (Milos) Adası’nı kuşatmaktan ve burada bir katliam yapmaktan geri kalmadığı gibi Sparta da buna karşılık bir harekette bulunmuyordu.46

İşte savaşın bu doğrultuda ilerleyen gidişatı, Atina’nın, Sparta ile yaptığı antlaşma ile onun tarafsızlığını sağladığı düşüncesine dayanarak, Sparta’nın ikmal yollarını kesmek, Sicilya’daki kargaşa düzeninin gidişatında hakem rolü oynayarak prestij kazanmak ve Syracusa’nın aşırı güçlenmesini dengelemek amacını güderek yapacağı sefer ile tamamen değişecektir.

Arkhidamos Harbi sırasında, Atinalılar, müttefikleri Leontinoi kentinin kendisini Syracusa’ya karşı savunabilmesi için M.Ö. 427’de 20 gemilik bir filo göndermişlerdi. Bu gibi müdahaleler üzerine, Syracusa’nın demokratik önderi Hermokrates öncülüğünde toplanan

45 Oğuz Tekin, Eski Yunan Tarihi, 2.Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 1998, s.82,83.

46 Tekin, 1998, s.84,85.

15

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Gela Kongresi (424), Sicilya’ya dış güçlerin müdahalesine set çekerek, ada içi her türlü sorunu adalılar tarafından, adanın kaynaklarıyla çözmeyi amaçlayan,

“Sicilya Sicilyalılarındır”

 

söyleminin çıkış noktası olmuştur. Böylelikle kimi yazarlar47 tarafından Monroe Doktrini’ne benzetilen bu kararın neticesinde Atinalılar, donanmalarını geri çağırmak durumunda kalmışlardır. 48

Nikias Barışı’nın ardından gelen sözde sükunet devrinde ise hadiseler şöyle gelişmiştir

: Sicilya’dan Segesta, Syracusa’nın müttefiki ve komşusu Selinous’a karşı, aralarındaki ittifakın 30 yıldır yenilenmediği49 Atina’dan yardım istediğinde, bir tahkik heyeti yollanarak, durumun analizi için çalışılmıştı. Neticede tahkik heyeti, adanın zenginliklerini Atina’da ziyadesiyle anlatınca, Strategos* Alkibiades önderliğinde bir sefer tertip edilmesi kabul edilmiştir. Bu sefere Lamakhos ve ilk önceleri karşı çıkmış olan Nikias’ın da komutan olarak katılmaları kararlaştırılmıştır. Sefer, Segesta’ya yardım ve Leontinoi’yi Syracusa hegemonyasından koruma amacı taşıyacaktı. Arka planda asıl olarak bütün adayı hakimiyet altına alma niyeti beslenmekteydi.50 Adanın güneydoğusundaki Syracusa ise Atina için hem en zengin ödülü hem de en büyük tehdidi teşkil etmekteydi.51 M.Ö. 415 yılının ilk baharı ile Haziran’ı arasında 134 trieres , 6000 ila 30.000 arasında olduğu düşünülen52 piyade ve az sayıda süvariden oluşan ve o zamana değin Yunanistan’dan denize açılmakta olan en büyük savaş gücü53, Sicilya’nın nüfuzu, gücü ve büyüklüğü hakkında herhangi bir fikir yahut bilgi sahibi olmaksızın54, coşkulu bir havayla Ege Suları’nda ilerlemeye başladı. Sefer başlamadan önce, komutan Alkibiades, ev veya tapınakların dışına dikilen, bekçilik görevi gördüğüne55 ve iyi şans getirdiğine inanılan Herme heykellerini56 tahrip etmekle suçlandı. Ordusu ve bütün yanlılarıyla  birlikte  şehirdeyken  yargılanma  talebi  kabul  edilmeyen  Alkibiades’in  sefere

47 Rodgers, 2014, s.81.

48 De Vido, 2017, s.87 ; Mansel, 2014, s.336.

49 Martin, 2014, s.266.

* Strategos: Kleisthenes devrinde Magistrat olarak Atina’da görev yapan strategoslar zaman içerisinde yalnız askeri işler ile alakadar olup, dolayısıyla komutan kelimesine karşılık gelmeye başlamışlardır. Strategos, strateji kelimesinin de kökenini oluşturmaktadır. B.Larousse, 1986, C 21, s.10816 ; Mansel, 2014, s.214.

50 Mansel, 2014, s.341.

51 Martin, 2014, s.266.

52 Mansel, 2014, s.341 ; Rodgers, 2014, s.81.

53 Martin, 2014, s.266.

54 Mansel, 2014, s.341.

55 Martin, 2014, s.266.

56 Rodgers, 2014, s.81.

16

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

gitmesi ve harp dönüşü mahkeme huzuruna çıkarılması kararı alınmıştır.57 Bu karar, Alkibiades’i seferden yalnız başına mahkeme için geri getirme planının bir parçasıydı.

Donanma Sicilya’ya geldiğinde , adaya ulaşan kuvvetlerin aşırılığı Segesta’yı bile yıldırmıştı. Alkibiades, Naksos ve Katana (Etna) ile antlaşmalar yapıp, taraftar toplamaya çalıştığı esnada, Atina’dan gelen bir filo, onu Eleusis Mysteria’larına58 (Eleusis Gizemleri) hakaret etmek ile suçlamış ve mahkemeye çağırıldığını belirtmiştir. Bunun sonucu olarak, seferin ruhu olarak tabir edilen, teşvikçi, önder ve strategos Alkibiades, tutuklanarak, Atina’ya doğru yola çıkarılmıştır. Fakat işler Atinalıların beklediği gibi yolunda gitmedi. Alkibiades, yolda Argos’a ve oradan da Sparta’ya kaçıp, bütün sefer planını olduğu gibi Spartalılara anlattı. Böylece Atinalılara önce zarar vermeyi ve sonra da şehrin kurtarıcısı olarak tekrar sahalara dönmeyi hedeflemekteydi. Atinalılar ise onu çoktan vatan haini ilan edip, emlakını müsadere etmişlerdi.59

Geride kalan Strategoslardan Nikias’ın seferi yönetme kabiliyeti olmayıp, Lamakhos ise sur dibinde çarpışırken öldürülmüştü. Bu olumsuzluklara rağmen başlangıçta moral kazandırıcı başarılar elde edildi. Büyük Liman’a donanma yerleştirildi. Şehrin batısındaki Epipolai Yaylası’na girildi ve kuzey-güney eksenli bir surun inşasına başlanarak, şehrin dışarıdan gelebilecek herhangi bir yardımı alması tamamen engellenmeye çalışıldı.60

Syracusalılar ise, bir taraftan Hermokrates idaresinde harp hazırlığı yaparken, öte yandan, Sparta’dan destek istediler. Spartalılar, Alkibiades’in tavsiyesi üzerine yetenekli bir komutan olan Gylippos’un idaresinde 3000 seçkin asker gönderdiler. Syracusa savunmasını derhal ele alan Gylippos, şehri tam ablukaya almak için inşa edilen kuzey-güney eksenli surları dik kesecek şekilde surlar inşa etmeye ve onların önlerini kapatmaya başladı. Nihayet toplamda inşa edilen üç dikey surdan sonuncusu, düşmanın surunu durdurmayı başardı. 61

57 Martin, 2014, s.267.

58 Eylül’de icra edilen bir tür hasat ve bereket kutlaması olan Eleusis Mysteria’ları Antik Yunan’da en yaygın ayinlerdendir. Detaylı bilgi için bkz: Stuttard, 2016, s.32.

59 Mansel, 2014, s.342 ; Rodgers, 2014, s.82.

60 Mansel, 2014, s.342.

61 Mansel, 2014, s.342, 343.

17

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Yaşanan olumsuzluklar, kuşatmacıların, Atina’ya ya destek yollamaları ya da çekilmelerine müsaade etmeleri yönünde çağrıda bulunmalarına neden olacak denli etkiliydi. Atina’dan 73 gemi ve 5000-15000 arası değişen62 hoplit* ile desteğe gelen Demosthenes, ani bir baskın ile şehre girilemezse, asla zafer kazanılamayacağını hızla kavradı. Gereken hazırlıklar tamamlandıktan sonra tertip edilen gece baskını, Syracusalılar tarafından püskürtülünce Demosthenes geri çekilmeleri gerektiğine karar verdi. Ancak batıl inançlara sahip olan Nikias, M.Ö. 27 Ağustos 413 gecesi yaşanan ay tutulmasının, bir ay daha burada kalmaları gerektiğini işaret ettiğini belirten bir yıldız falcısına inanarak, ordusu için sonun başlangıcına doğru adım atmış oldu. Çünkü Syracusalılar ani baskınlarla yıprattıkları Atina donanmasını nihayet imha ederek Atinalıları, adaya hapsettiler. Böylece Gylippos tarafından, adanın iç kesimlerine dağılmalarına rağmen teker teker yakalanan Atinalılar, esir alınarak, taş ocaklarında köle yapıldı ya Euripides’in dizelerini ezbere okumak koşuluyla serbest bırakıldı63 ya da idam edildiler. Nikias ve Demosthenes de idam edilenler arasındaydılar.64

Bu seferde Atina, donanmasının önemli kısmını, servetinin ise tamamını bu savaşta harcamış, Syracusa Seferi, Nikias Antlaşması’nı bozmuş, Peloponnessos Savaşları’nın gidişatını değiştirmiştir. Ayrıca harp boyunca Korinthos ve kolonilerine neredeyse istediği gibi zarar vermekte olan Atina, yine bir Korinthos kolonisi olan Syracusa karşısında başarısız olunca, Syracusa’nın kurucu kentini geride bırakan bir tekamül devresinden geçtiğini de söyleyebiliriz. Bununla birlikte hadiseyi kendi döneminin şartları içerisinde değerlendirdiğimizde, Attika-Delos Deniz Birliği’nin ve Yunan dünyasının önderi, Hellenlerin askeri, ekonomik, kültürel açılardan en güçlü şehri, yüzlerce polis arasından sivrilerek bir imparatorluk kurabilmiş olan Atina, Syracusa karşısında mağlup olmuş oluyor ve sahip olduğu itibar son derece sarsılıyordu. Kuşatma sonrası alınan yenilgilerle hızla gerilemeye başlayan Atina İmparatorluğu M.Ö.404’te Peloponnessos Savaşı’nı sona erdiren antlaşma ile yıkıldı. Bu antlaşmaya göre Atina’dan, elde ettiği yerleri geri vermesi, donanmasını Sparta’ya teslim etmesi, kent ile Pire Limanı arasındaki suru yıkması ve Sparta

62 Mansel, 2014, s.343 ; Rodgers, 2014, s.83.

  • Hoplit : Geniş ve yuvarlak bir kalkan taşıyan, ağır zırhlı piyade askeridir, ismini taşıdığı kalkandan (hoplon) alır. Stuttard , 2016, s.264.

63 Bu durum, Syracusalıların Kültür ve Edebiyata olan eğilimleri açısından son derece önemli bir fikir vermektedir. Rodgers, 2014, s.83.

64 Mansel, 2014, s.343,344.

18

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

egemenliğini kabul etmesi istendi.65 Netice itibariyle Yunan dünyasının önderliği Sparta’ya geçmiş oluyordu. Bu çöküntünün başlangıç noktası da Atina’nın Syracusa karşısındaki mağlubiyetiydi.

Büyük Dionysios (M.Ö. 405 – 367) :

 

Peloponnessos Savaşları ile Magna Graecia’yı da dahil ederek kendi içinde çöküntüye uğrayan ve kazandığı bütün zaferler ile yine kendisine zarar veren Yunan dünyası, savaşların bitiminde tıpkı 5. yüzyılın başlangıcında olduğu gibi tekrar doğudan Persler, batıdan Kartacalılar tarafından sıkıştırılmaya başlamıştır.

Kartaca Devleti’nin müttefiki olan Segesta, hatırlanacağı üzere Atina’nın Sicilya seferine mazeret oluşturacak olan çağrıyı yaparak, Atina’dan kendisine saldıran Selinunte (Selinous) karşısında destek istemişti. Aynı şekilde Atinalılar mağlup olduktan sonra da Kartaca’dan yardım isteyen Segesta, Kartacalıların M.Ö.’da 409 adaya çıkmasına vesile oldu. Giscon oğlu Hannibal yönetimindeki Kartaca ordusu önce Selinunte’yi daha sonra da Himera’yı aldı. Akragas (Agrigento) önünde kuşatma esnasında Hannibal ölüp, yerine Himilşon (Himilco) geçirildi. Akragas ve Gela’nın da Kartacalılar tarafından fethedilmesiyle, Sicilya’nın önemli bir kısmının Kartaca eline geçtiğini görüyoruz.66 Bununla birlikte, Gela’nın düşmesi, Syracusa’da tedirginlik oluşturmuştur.

Bir zamanların Perikles ayarında demokratik önderi olarak tanımlanan Hermokrates’in subaylarından Dionysios, bilhassa zengin aristokratlar tarafından desteklenerek, M.Ö. 405’te Strategos Autokrator (=Yüce General, Başkomutan) kabul edildi. 1000 kişilik bir muhafız birliği kendisini korumaya başladı ve Dionysios, ile birlikte sona eren demokrasi rejimi yerini tekrar Syracusa Tiranlığı’na bırakmış oldu. Tiran olduğu sene Dionysios, Kartacalılar ile antlaşma yaparak, Hellen Sicilyası’nın yarısından vazgeçmek durumunda kalmıştır. Bunun yanında Kartacalılar tarafından ele geçirilen şehirlerin halkları da Syracusa’ya akın etmeye başlamış ve yüksek bir mülteci nüfusu şehri kaplamıştır. Ortygia Adasını, Syracusa’nın merkezi yaparak, kaledeki askerleri kovan Dionysos yalnızca kendi güvendiği Campanialı

  • paralı askeri içeriye yerleştirir. Syracusa’nın çevresine de o güne değin görülmüş en sağlam surları inşa ettirerek 1200 hektarlık bir alanı çevrelemiştir. Ayrıca 000 kişilik bir

65 Tekin, 1998, s.87.

66 Guzzo, 2015, s.47.

  • Penteres : Eski Yunan’da beş sıra kürek ve kürekçisi bulunan

19

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

askeri birlik, içerisinde triereslerden daha kuvvetli tetreres ve penteresler* taşıyan 300 parçalık donanma ve tarihteki ilk mancınık olduğu kabul edilen 300 metre menzilli, büyük taş fırlatabilen kuşatma araçları da dahil olmak üzere sıkı disiplinli bir ordu da kurmuştur. Bütün bu hazırlıklar, başarı kazandığı takdirde Tiranlıkta kalmasını sağlayacak olan Kartaca ile yapılacak mücadele adına gerçekleştirilmişti.67

Üssünü güvence altına aldıktan sonra güçlü ordusu, ufku geniş teknik adamları ve Kartaca’ya karşı zafer isteği ile harekete geçen Dionysios, Sicilya’nın batı ucundaki zaptedilemez diye nitelendirilen Motya (Mozia) Şehrini kuşattı. Aslında şehir, Sicilya dışındaki ufak bir adacıktaydı. Bu adacığa Dionysios’un mühendislerinin inşa ettiği set sayesinde kuşatma silahları (bunların arasında tarihteki ilk mancınık ve altı katlı bir kuşatma kulesi de mevcut idi) geçirilebildi ve adeta sokak sokak çarpışarak fethedilen şehir, M.Ö. 490 sonrası Kartacalılardan alınan ilk kale oldu. Bu muhasara bugün, Dionysios’un gerçekleştirdiği bir kuşatma savaşı devrimi olarak kabul edilmektedir.68 Kartacalıların tepkisi gecikmedi. General Himilşon süratle Sicilya’ya gelip, Motya’yı aldı. Biraz daha güneyde Lilybaeum (Lilybaion) Şehrini kurdu ve Syracusa’ya ilerleyerek şehri kuşattı. Deniz savaşında Syracusalılar yenildiği halde şehrin dayanıklı surları, Dionysios’un başarılı savunması ve Kartaca ordusundaki salgın Syracusa’yı kurtarmıştır. Dionysios’un 392’de imzaladığı barış antlaşması Kartacalıların etki alanını, Sicilya’nın sadece kuzeybatı kesimiyle sınırlandırıyor ve böylelikle Syracusa’da, her an Kartaca tehlikesi yeniden küllerinden doğabilir endişesiyle Dionysios’un tahtını sağlamlaştırıyordu. Başarısızlıkla Afrika’ya dönen Himilco intihar etti. Kartacalılar, kuşatma esnasında Demeter Tapınağı’nı yağmaladıkları için salgın hastalık yayıldığı düşüncesiyle de Demeter Tapınımını Kartaca’ya getirdiler.69

Kartaca’yı geçici olarak devre dışı bırakan Dionysios şimdi gözünü İtalya’ya dikti. Güney’deki Reggio (Rhegion) şehrini M.Ö. 397’de uzun bir kuşatma sonucu fethetti. Ayrıca Kroton’u da ele geçirdi. Böylelikle Messina Boğazı’nın iki yakasını ve Güney İtalya’yı rahatlıkla kontrol edebilir hale geldi. Taranto (Taras) ile de müttefik olduktan sonra, Adriyatik

67 B.Larousse, 1986, C 6, s.3197 ; Rodgers, 2014, s.120.

68 Rodgers, 2014, s.302.

69 Aşkıdil Akarca, Yunan Arkeolojisinin Ana Çizgileri I Şehir Ve Savunması, 3.Baskı, TTK Basımevi, Ankara, 1998, s.103,104 ; Guzzo, 2015, s.48 ; Rodgers, 2014, s.121.

20

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Denizi’ne girdi. Adriyatik Sahilleri boyunca koloniler kurarak, 70 bu bölgelerde nüfuzunu artırdı. Hatta Po Nehri’nin kuzeyinde kalan ve günümüzde liman özelliğini çoktan yitirip, alüvyonlar nedeniyle içeride kalmış olan, muhtemelen İllyria dilindeki Adur (Su) kelimesinden adını alan ve Adriyatik denizine ismini veren Hadria şehri de bu esnada Dionysios tarafından kurulmuştur. Dionysios, böylelikle Sicilya, İtalya’nın önemli kısmı, Adriyatik ve hatta Dalmaçya sahillerine hükmeden Syracusa İmparatorluğu’nu kurdu ve Hellen Dünyası’nın en büyük gücü haline geldi.71 Şimdi Syracusa, Yunan Dünyası’nın en büyük İmparatorluğu, Syracusalılar ise etrafları bu imparatorluğun başkentine gelen barbarlar ile çevrilmiş ve askeri bir yönetime ağır vergiler ödeyen kişiler halini almışlardı.72

Bu büyük gücün başındaki kişi ise, şahsı adına endişelere sahipti. Saraya gelenler, kıyafetleri soyularak aranır, Tiran’ı yalnız kızları tıraş edebilir ve hanımları onu ancak havuz içerisinde, herhangi bir silah saklayamayacakları vaziyette beklerlerdi. Kendisinin,  hain olarak nitelediği on bin Syracusalı’yı idam ettirdiği bilgisi, paranoyasının derecesini göstermek açısından bir fikir verebilir. Hatta meşhur Yunan Filozofu Platon, 388’de Syracusa’ya gelip, Ütopia Devleti’nin Filozof Kıralı’nı Dionysios şahsında hayata geçirmek istemişse de pek iyi anlaşamamışlardı. Platon’u öldürmek yahut köle yapmak istediği hatta köle olarak sattığı gibi rivayetlere rağmen bu ilk ziyaretinden sağ salim geri dönmeyi başaran filozof, 21 yıl sonra tekrar çağırılacaktır.

Hellen kültürüne hayran olan Tiran, döneminin en önemli simalarından asker, politikacı ve tarihçi Philistos tarafından destek görmüş, bu şahıs sonradan II.Dionysios’un da danışmanlığında bulunmuş ve yazdığı “Sikelika” isimli Sicilya Tarihi, günümüze fragmanlar halinde gelmiş ve meşhur tarihçiler Diodoros ile Plutarkhos tarafından da kullanılmıştır.73 Ayrıca Sokrates’in öğrencisi Filozof Aristippos’u sarayına davet etmiş ve onunla iyi anlaşmıştı. Edebi hırsları da bulunmaktaydı. Şiirler ve tragedyalar yazıp, Olympiat

70 De Vido, 2017, s.88.

71 Rodgers, 2014, s.121.

72 Rodgers, 2014, s.122.

73 Bülent İplikçioğlu, Eskibatı Tarihi I Giriş, Kaynaklar, Bibliyografya , 2.Baskı, TTK Yayınları, Ankara, 2015, s.373.

21

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

oyunlarında yarışması için arabalar gönderdi. Ancak kendisine boyun eğmeyen Yunan şehirlerinin halklarını Yunan olmayanlarla değiştirerek Helen Kültürüne zarar da vermiştir. 74

Ortygia Adası ve Epipolai Yaylasını kapsayan sur ve mezkur yaylanın batı ucuna yaptırdığı meşhur Eurylaos Hisarı ile Syracusa’yı döneminin en müstahkem kalesi haline getiren de Dionysios idi.75 Harp tekniklerinde özellikle kuşatma silahları konusunda teknik uzmanları ve mühendisleri olan Dionysios, bahsedildiği gibi tarihteki ilk mancınığı (karşı fikirler de mevcuttur76) kullanan kişi oldu. Kullandığı mancınık ve yer değiştirebilen kuşatma kuleleri, Antik Çağ’ın Macedonia’sını güçlü bir devlet haline getirerek Büyük İskender zamanının temelini atacak olan II.Philippos tarafından iktibas edilmiş ve bundan sonra, bu kuşatma silahlarının tesirleri dolayısıyla temeli taştan ancak üstü kerpiç ve/veya tuğladan inşa edilen kalelerin yerlerini, komple taştan inşa edilen büyük hisarlar almak mecburiyetinde kalmıştır.77 Ayrıca, donanmasını da kendi döneminde Akdeniz’in en kuvvetli donanması78 haline getiren Dionysios’un askeri tarihe yaptığı katkıları göstermek bakımından bu örnekler bizlere fikir vermektedir.

Dionysios, diplomatik ve siyasi gücünü pekiştirmek için çok fazla siyasi evlilik yaptıysa da eşlerine hiçbir zaman tam olarak güvenmedi. Ayrıca yedi çocuğunun tamamını aile içinden evlendirerek sarsılmaz bir bağlılık oluşturmaya da çalıştı. 79 Kendisinin hiçbir zaman bastırdığı sikkelerde görünmemesine (genelde şehrin kuruluş mitolojisindeki baş karakter Arethusa yer alır) ve Strategos dışında Kıral, Tiran vs. ünvanları kullanmaktan hoşlanmamasına rağmen mor elbise ve altın taç kullanması, kendisini hangi makamda gördüğü hakkında fikir vermektedir.80

Kendisinin adıyla neredeyse aynı olan Tanrı Dionysos olarak gösterildiği heykeller diktirerek, gücünün sonsuzluğunu vurgulamaya çalışan Dionysios’un, “Hektor’un Fidyesi ve

74 Freeman, 2013, s.294 ; Rodgers, 2014, s.122.

75 Mansel, 2014, s.410.

76 Rodgers, 2014, s.214 ; Nebi Bozkurt, “Mancınık”, TDV İslam Ansiklopedisi, 2003, C.27, s.564-567.

77 Mansel, 2014, s.415.

78 Ana Britannica – “Syracusa”

79 Freeman, 2013, s.294 ; Rodgers, 2014, s.122.

80 Mor daha doğrusu kırmızıya çalan mor, özel adıyla Erguvani rengi, Purpura adlı deniz yumuşakçalarından elde edilirdi. On bin tane Purpura yalnızca 1,2 gr Erguvani boya sağladığı için Antik Çağ’da ve sonraları Bizans İmparatorluğu’nda Erguvani renk, hanedan ve kırallığın sembolü olarak kullanılmıştır. Değeri az bulunmasından gelen bu boyanın ticaretiyle uğraşan kişilere de Phoenicians (=Fenikeliler) denmiştir. Bu isim Hellence Phoinos (=kırmızı) kelimesinden türetilmiştir. Freeman, 2013, s.294 ; Bülent İplikçioğlu, Eskiçağ Tarihinin Anahatları, Marmara Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1990, s.99.

22

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Kurtuluşu” adlı tragedyası Atina Lenaia Şenliklerinde (Atina’nın onunla dost olma isteğinin bir sonucu olarak) birinci geldi. Edebi zaferine olan sevinciyle aşırı derecede içki tüketmesi sonucu M.Ö. 367’de hayatını kaybetti. 81 Şöhretini, İsokrates’in onu Yunan Birliği’ni kurup, Perslere karşı öç seferini gerçekleştirebilecek yegane kişi olarak göstermesinden anlamak ve kendi döneminin Hellen Dünyasında ifade ettiği önemi böylece fark etmek gerekir.82

Büyük Dionysios’tan Sonra Syracusa :

 

Büyük Dionysios’un 29 yaşındaki oğlu II.Dionysios, babasının ölümünün ardından Syracusa Tiranı olmuştur. Babasının basireti, yöneticilik yeteneği ve komutanlık dehası, oğul Dionysios’ta yerini sefahat, zevk ve eğlenceye olan ilgiye bırakmıştı. Oğul Dionysios, kendisini Apollon ile özdeşleştirmekteydi. Amcası, dayısı yahut evlilik sonucu akrabalık bağı kurulmuş birisi olarak belirtilen Dion’un, tahtı üzerinde büyük etkisi vardı. Nitekim Dion, en büyük Yunan Filozofu kabul edilen Platon’un öğrencisiydi. Platon’un ideal devlet ütopyasını gerçekleştirmek ve Filozof Kıral’ı II.Dionysios’un şahsında gerçekleştirmek adına, büyük filozof iki kere Sicilya’ya davet edildi. Hiçbir zaman Dionysios ile istenilen verimi elde edecek boyutta iletişim kurulamadığı (bunun sebebi görüşememeleri değil, Tiran’ın filozofun fikirlerini idrak edememesi olmuştur) için Platon’un ideali gerçekleştirilemedi. Bu ziyaretlerin ilki M.Ö. 367’de gerçekleştirilmiştir. Platon’un derslerini ilgiyle takip eden Dionysios, bir süre sonra sıra geometriye83 gelince (ya da matematik84) çok sıkılmıştır. M.Ö. 366’da Dionysios, rakip hizbin başı meşhur Tarihçi Philistos’un da etkisiyle ihanetinden şüphelenilen Dion’u Atina’ya sürgüne yolladı.85 Platon da bunun ardından Atina’ya döndü. M.Ö. 361 ya  da 357’de Syracusa’ya üçüncü ve son ziyaretini gerçekleştiren Platon’u bu kez bizzat II.Dionysios çağırmıştı. Tiranın amacının sadece iktidarına entelektüel itibar kazandırmak olduğunu fark eden Platon, Syracusa’yı terk etmek istese de Tiran buna müsaade etmedi. Gün geçtikçe Tiran paranoyak bir hal alıyor, paralı askerler ise Platon’dan şüphelenip, onu öldürmeye çalışıyorlardı. Daha önceden tanıştığı, Taras’ın (Taranto) Pythagorasçı Filozof Hükümdarı Arkhytas tarafından yapılan rica üzerine kurtulan Platon, özgürlüğüne kavuşmuş oldu. 86

81 Rodgers, 2014, s.122 ; Stuttard, 2016, s.187.

82 Bosch, 1943, s. 29.

83 Stuttard, 2016, s.186.

84 Rodgers, 2014, s.123.

85 B. Larousse, 1986, C 6, s. 3198 ; Rodgers, 2014, s.122 ; Stuttard, 2016, s.187.

86 Rodgers, 2014, s.123 ; Stuttard, 2016, s.187.

23

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

On yıl sonra (M.Ö. 357-6 ?) Sparta ve sair Yunan Kentlerinden destek alan Dion, Ortygia’yı kuşatmış, kahramanca bir direnişe rağmen şehri ele geçirmeyi başarmış ve Dionysios, Lokroi’ye (G. İtalya) çekilmiştir. M.Ö. 354’te Syracusa’da çıkan bir karışıklıkta, yine Platon’un bir öğrencisi Kallyppos tarafından Dion öldürülünce, şehir kaosa sürüklenmiş ve pek çok tiran tahta çıkıp, kısa süreli iktidarlarda bulunduktan sonra Dionysios, kentini geri almıştır.(M.Ö. 346) Bu defa da Leontinoi Tiranı İketas, Syracusa’yı kuşattı. Korinthos’tan destek isteyen Dionysios’a Timoleon adlı bir siyasetçi yollanmıştı. Fakat Timoleon, yardım etmekle kalmadı, şehre hakim oldu. Timoleon ile antlaşan Dionysios, Korinthos’a çekilmiş ve ertesi yıl yoksulluk içerisinde ölmüştür. Şimdi Syracusa’ya Timoleon hakim olmuştur. (M.Ö. 344)87 İktidara geldikten sonra kazandığı Krismos Zaferi (M.Ö. 341) ve akabinde bir antlaşma (M.Ö. 339) ile Kartaca tehlikesini bertaraf eden Timoleon, Sicilya Şehirlerini bir birlik çatısı altında toplayıp, 337-6’da siyasi hayattan çekilmiştir. Timoleon’un gidişiyle, kurduğu birlik de ortadan kalkmış oldu. Böylece siyasi çekişmeler, şehirler arası kavgalar ve bütün  bunlardan beslenen Kartaca taarruzları Sicilya’yı tekrar bir kargaşa ortamına sürükleyecektir.88

Agatokles (M.Ö. 317 – 289-87?) :

 

Timoleon’un ölümünün ardından meydana gelen otorite boşluğu ile, Timoleon tarafından tekrar demokrasi rejiminin getirilmesinin de etkisiyle ortaya çıkan parti kavgaları yaklaşık olarak 20 yıllık bir zaman dilimini kapsamıştır. M.Ö. 317’de bir çömlekçinin oğlu olan, Agatokles adıyla maruf, askeri yetenekleri ile ön plana çıkan bir kişinin, Kartaca’nın desteğini de alarak, Syracusa Tiranı olup, eski sistemi geri getirdiğini görmekteyiz. 89

Artık dünya tarihinin farklı bir mecrada aktığını da hatırlamak gerekmektedir. Büyük İskender’in ölümünün ardından (323), Diadokhoi arasında paylaşılan imparatorluğu, Macedonia’dan Hindistan’a dek uzanmakta, içerisinde pek çok küçük devlet, hizip ve dolayısıyla çatışmayı da barındırmaktaydı. Prof. Bosch tarafından bu Diadokhoi ayarında bir şahsiyet olduğu belirtilen Agatokles, kısa sürede sair Sicilya şehirlerini zaptederek Büyük Dionysios zamanındaki devletin sınırlarına ulaşmayı başarmıştır. Böylelikle Syracusa, kuruluşundan beri rekabet içerisinde bulunduğu Kartaca’nın hasımlığını da üzerine çekmiş oluyordu. M.Ö. 311’de Başlayan Kartaca – Syracusa Harbi, Kartacalıların, Sicilya’ya çıkarak,

87 B. Larousse, 1986, C 6, s. 3198 ; Stuttard, 2016, s.187.

88 Mansel, 2014, s.410, 411.

89 Bosch, 1943, s.30 ; De Vido, 2017, s.88 ; Rodgers, 2014, s.237.

24

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

batıdan doğuya doğru fetihler yapması ve Syracusa’yı kuşatmasıyla sürerken, Agatokles, umulmadık bir hareketle daha önceki hiçbir Syracusa Tiranının hatta hiçbir devlet yöneticisi ve komutanının yapmadığını yaparak tarihte ilk defa olmak üzere 14.000 kişilik bir kuvvet ile Africa’ya çıkmıştır. Agatokles, Kartaca ile, Kartaca’da savaşmayı akıl eden ilk kişi olmuştur.90 Africa’ya çıktıktak sonra geri dönüşü engellemek için donanmasını yakan91 Agatokles, burada pek çok Kartaca şehirlerini (Utica, Bizerte, Neapolis, Hadrumentum) zapt ederken, Sicilya’da yerine bıraktığı kardeşi de Kartacalılara karşı başarılı bir savunma yürütmekteydi. Bu esnada Mısır merkezli Ptolemaioslar Devleti Hükümdarı I. Ptolemaios’un Kyrene Valisi Ofellas (Ophellas) ile temasa geçen Agatokles, onu Kartaca kuşatmasına davet etti fakat müttefikler buluştuktan sonra kendi aralarında çıkan bir antlaşmazlık dolayısıyla Agatokles, Ofellas’ı öldürdü.92

Ardından Syracusa’da durum kötüleştiği için adaya geri dönerek Kartaca muhasarasını kırdı ve Kartacalıları adanın batı ucuna kadar kovaladı. (M.Ö. 307) Böylelikle savaşın da sonu gelmiş oldu. M.Ö. 306’da yapılan barış antlaşması ile Kartaca, Syracusa Devleti’ni tanıyor, devlet resmen tasdik ediliyordu. Agatokles, bir ilki daha gerçekleştirerek Basileus-Basilias (Βασιλιάς) ünvanını alarak resmen kendisinin “Kıral” olduğunu açıklamış ve böylece kendini Hellenizm Devletleri Hükümdarları ile müsavi hukuka getirmiştir. Bunun bir nişanesi olarak da Ptolemaios’un kızlarından biri ile evlenen Agatokles, Syracusa Devleti’ni, bir Hellenistik Kırallık haline dönüştürmüş oluyor, İskender ardıllarından olmadığı halde Hellenistik Kırallık mesabesine ulaşan Syracusa, zamanın şartlarına göre kendisini yenileyip, çağına ayak uydurabilen bir mekanizmaya dönüşme basiretini göstermiş bulunuyordu. Böylelikle bir Hellen kolonisi olarak başladığı tarihi tekamülüne, müstakil bir devlet olarak devam ediyordu.93

Daha sonra Kıral Agatokles’in, Magna Graecia’da Hellen şehirlerinin koruyucusu olarak temayüz ettiğine şahit oluyoruz. Güney İtalya’nın en önemli kolonilerinden olup, Spartalılar tarafından kurulan Taras (Taranto – Tarent) şehri, meşhur Filozof Kıralı

90 Guzzo, 2015, s.49.

91 Guzzo, 2015, s.50.

92 Robert Malcom Errington, Hellenistik Dünya Tarihi M.Ö. 323-30, (Çev.: Gülşah GÜNATA), Homer Kitabevi ve Yayıncılık, İstanbul, 2017, s.151.

93 Bosch, 1943, s.30.

25

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Arkhytas’ın ölümünden beridir, güçlü donanmasına rağmen İtalik Kavimlerden Lukanların taarruzuna uğramaktaydı. Taras şehri, Syracusa Kıralı’na başvurmadan evvel sırayla Sparta Kıralı III.Arkhidamos, İskender’in kayınbiraderi Epeiros Kıralı Alexandros ve Spartalı Kleonymos’u yardıma çağırmıştı. Bütün bunlar İtalik Kavimlere karşı kalıcı başarı sağlayamadılar. Bu sebepten Syracusa Kıralı’na başvuruldu. Agatokles, Kroton ve Hipponium gibi bir takım önemli şehirlerden İtalikleri temizlemeyi başarsa da kendisi bu coğrafyadan çekildikten sonra İtalikler tekrar mezkur şehirlere egemen olacaklardı.94 Ancak Kıral, bu vesileyle nüfuzunu İtalya’ya teşmil etmeyi başarmış ve bu nüfuz İtalya ile sınırlı kalmamıştır. Aynı zamanda İon Denizi’ni doğudan emniyete almak, doğuya bir kapı açmak ve önemli bir üs kazanmak amacıyla Korkyra (Korfu) Şehrini zaptetti. Bu şehrin zaptı esnasında Makedonya Kıralı Kassandros ile karşı karşıya geldiği halde, kıralı tardetmeyi başardı. Epeiros Kıralı Pyrrhos ile bir antlaşma yaparak, kızı Lanassa’yı onunla evlendiren Agatokles, Korkyra’yı da çeyiz olarak vermiştir. (M.Ö. 295) Bu esnada Macedonia Kıralı olan  Demetrios Poliorketes ile de bir ittifak antlaşması imza edilmiştir.95

Agatokles, başarılarını yalnız kendi askerlerine borçlu değildi. Bilhassa Kartaca ile mücadelesinde kendisine yardımcı olmaları açısından Campania’dan, Mamertinler (Savaş Tanrısı Mars’ın Adamları) namıyla maruf paralı askerler getirtti. Bunlar Messana Şehri civarına yerleştirildikten sonra burada Mamertinler Devleti’ni kuracaklardı. Bu devlet daha sonra Syracusa Kıralı II.Hieron’a problemler çıkaracak ve Roma Cumhuriyeti ile Kartaca Devleti arasındaki I. Pön Harbi’nin mazereti olacaktır.96

Hellenizm Çağı’ndaki en güçlü devletlerden biri haline gelen Syracusa’nın bu defaki altın çağı da, Agatokles’in hayatıyla kaim olmuştu. Agatokles, ileri yaşlarındaki hastalığında oğullarının mücadelesine tanık olduğu gibi, vasiyetnamesinde, Syracusa’nın Cumhuriyet Anayasasının geri iade edilip, bağlı şehirlerin özgürlüğüne karar vermiş ve Agatokles ölünce, Syracusa İmparatorluğu’nu meydana getiren parçalar geri ayrılmıştır. 97 Buna rağmen, Prof. İplikçioğlu’na göre, M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Batı Akdeniz’de büyük devlet olmayı

94 Sabahat Atlan, Roma Tarihi’nin Ana Hatları I. Kısım Cumhuriyet Devri, TTK Yayımları, Ankara 2014, s.64 ; Rodgers, 2014, s.236.

95 Bosch, 1943, s.31.

96 Atlan, 2014, s.78.

97 Bosch, 1943, s.31.

26

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

amaçlayan 4 devlet arasında Syracusa da yer almaktadır.98 (Diğerleri: Roma, Epeiros, Kartaca.) Şüphesiz ki Syracusa bu durumunu Agatokles’e borçludur. Agatokles öncesi, parti kavgaları ve dış mücadeleler sonucu oluşan parçalanmışlık tablosunun bu listeye girmesi mümkün değildi.

Epeiroslu Pyrrhos :

 

Agatokles’in M.Ö. 289’da ölmesi üzerine Syracusa’ya bağlı olan şehir devletleri arasında çatışmalar yeniden başlamış ve bu kargaşa devresi, Kartaca’ya Sicilya’yı zaptetme fırsatı vermiş ve öncelikle İtalya ile Sicilya’nın bağını kesmek ve Mamertinleri ortadan kaldırmak adına Kartacalılar, Messina’yı ele geçirme gayesiyle Lipara Adası’nı fethetmişlerdir. Bunun yanında Agatokles oğlu Hiketas’ın da bahsi geçen kargaşa devresinde etkili olamayıp, kolaylıkla tahttan indirildiğini, M.Ö. 278’de Kartaca kuşatması altına alınan Syracusalıların ise buna karşılık Agatokles zamanında Messina civarına yerleştirilen ve daha sonra orada Mamertinler devletini kurmuş bulunan paralı askerlerle iş birliği yaptığını belirtelim. 99 Bu devrede eksik olan nokta, komutanlık vasıflarını haiz bir lider idi. Nitekim  bu noksanlık, Epeiroslu Pyrrhos’un sahneye çıkmasında yegane etken olmuştur.

Güney İtalya’da İtalik Kavimleri Lukanlar ve Bruttlar ile Grek Şehir Devletleri arasındaki çatışmalar, bölgede hakimiyet tesis etmek isteyen büyük güçler tarafından mazeret telakki edilecektir. Şöyle ki, İtalik Kavimleri’nin baskısına dayanamayan ve gittikçe zayıflayan Hellen Kentlerinden M.Ö. 3. yüzyıla gelindiğinde yalnız Velia, Rhegium, Tarentum ve onun rakibi olan Thurioi (Thurii) Şehirleri bağımsız kalmışlardı. Bu şehirler arasında ticari kapasitesi, ekonomik refah düzeyi ve askeri gücü bakımından en önde geleni Taras (Tarentum) idi. Tarentum’un, İtalik Kavimlere karşı doğudan yahut Sicilya’dan Hellenleri yardıma çağırdığından yukarıda bahsetmiştik. İşte bu yardım çağrısına cevap verenlerin sonuncusu ve en etkili olan kişi, Epeiros Kıralı Pyrrhos olmuştur.100

Agatokles öldükten yaklaşık yedi yıl sonra, M.Ö. 282’ye gelindiğinde, Lukan ve Brutt tazyiklerinden kendini korumak isteyen Thurii kenti, daha önceki seferlerde olduğu gibi Tarentum’dan değil, o zaman İtalya’nın en büyük gücü olarak ortaya çıkmış Roma

98 İplikçioğlu, 2007, s.78.

99 Guzzo, 2015, s.51 ; Rodgers, 2014, s.237.

100 Atlan, 2014, s.64,65 ; Rodgers, 2014, s.236.

27

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Cumhuriyeti’nden yardım istemeye karar vermişti. Bunun üzerine Roma, alınan kararla kente bir askeri garnizon yerleştirerek himayesi altına almıştı. Bu durumdan memnun olmayan ve harekete geçmek için fırsat kollayan Tarentum’un, daha önce (M.Ö.303) Roma ile yaptığı bir antlaşmadaki, Roma’ya ait hiçbir harp gemisinin Tarent Körfezi’ne giremeyeceği maddesine dayanarak, kopan bir fırtına sonucu, asıl rotası Umbria Sahilleri olan ancak Tarentum Limanı’na demirlemek durumunda kalan bir Roma Filosuna (bunun kasten gönderilmiş bir Roma filosu olduğunu savunan görüşler de mevcuttur101) hücum ettiğine ve sonra da Thurii’deki Roma garnizonunu kovduğuna şahit olmaktayız. Söz konusu hadise için diplomatik özür dilemek şöyle dursun, gelen Roma elçileri ile Yunanca’yı kötü konuştukları gerekçesiyle alay eden Tarentliler, bunun üzerine kendilerine savaş açan Roma’ya karşı, her daim olduğu gibi yine Hellenler’den yardım alma düşüncesiyle Epeiroslu Pyrrhos’u İtalya’ya davet etmişlerdir. Büyük İskender ile uzaktan akraba bulunan ve onun doğudaki imparatorluğunun bir benzerini Magna Graecia’daki Hellenler ile birleşerek batıda kurmayı amaçlayan Pyrrhos ise, bu daveti hedefine ulaşmak için bir araç olarak görüp, kabul etmiştir.102 M.Ö. 280’de İtalya’ya geçen Pyrrhos, yanında batının daha önce karşılaşmadığı  20 adet savaş fili de getirdi. Tarentum Kalesi kendisine terk edilip, Pyrrhos başkomutan kabul edildi. Roma ise tarihinde ilk defa olarak bir Hellenistik Devlet kıralı ile mücadeleye girişecek olmanın hazırlığında bulunuyordu. Pyrrhos ile Roma’nın ilk karşılaşması M.Ö. 280’de Tarent Körfezi kıyısındaki Heraclea yakınlarında meydana gelmiş olup, harbin galibi Pyrrhos olmuştur. Bu zaferin meyvesi, Samnitler, Bruttlar ve Lukanlar ile bazı Grek kentlerinin Pyrrhos ile birleşmesi ve Pyrrhos’un Samnium ve Campania’yı aşarak Latium’daki Anagnia’ya gelebilmesi olduysa da, bu coğrafyalardaki yerel halkın Roma’ya sadık kalması sonucunda Pyrrhos, Tarentum’a dönmek durumunda kalmıştır. Ertesi sene Ausculum’da Roma’ya karşı yine sonuçsuz olan bir zafer daha kazanan Pyrrhos, Sicilya şehirleri tarafından Kartaca ile mücadele etmek adına yardıma çağrılmıştı. Bunun üzerine Tarentum’da bir miktar kuvvet bırakarak Sicilya’ya çıkan kıral, Kartacalıları adanın batısına dek sürdü ve böylece Syracusa dahil, Kartaca baskısı altındaki Sicilya şehirlerini rahatlatmış oldu. Ancak adadaki en müstahkem bir Kartaca kalesi olan Lilybaeum’u alamadı. Kartaca merkeze saldırma tasarısı da o an için kendilerini emniyette sayan ve Pyrrhos’a artık ihtiyaç duymayan adalılar tarafından kabul edilmedi. Böylece Pyrrhos, 276’da Tarentum’a geri döndü. Sicilya seferi esnasında İtalya’daki konumu sarsılmış olan Pyrrhos’un müttefikleri Samnit ve Lukanlar artık

101 Rodgers, 2015, s.236.

102 Atlan, 2014, s.65 ; Rodgers, 2014, s.236.

28

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Roma tarafında yer almaya başlamışlardı. Buna rağmen asıl hedefi olarak gördüğü ve kendisini tekrar muteber bir kıral haline getireceğini düşündüğü Roma’ya karşı zafer kazanma şansını denemek isteyen kıral M.Ö. 275’te Beneventum Muharebesi’nde yine bir yenilgi yaşayacaktır. (Aslında bu şehrin adı Maleventum=Kötü Sonuç olarak anılırken, Romalılarca, harp sonrası Beneventum=İyi sonuç olarak değiştirilmiştir.103) Generallerinden Milon’u Tarentum’da bırakarak Epeiros’a dönen Pyrrhos, 272’de orada hayatını kaybetti. Böylelikle, Megale Hellas, Roma’ya karşı son kozunu oynamış, Harp sonunda Roma, Tarentum, Rhegion vs. Hellen şehirlerine yerleşmiş, İtalik Kavimler de çeşitli antlaşmalarla Roma’ya bağlanmış, böylece Roma Güney İtalya’ya komple yayılmıştır. 104 Pyrrhos’un seferlerini değerlendirdiğimizde, kendisinin Roma ve Kartaca’ya karşı tam olarak başarı sağlayamadığını, yine kendisini bölgeye davet eden Tarentum başta olmak üzere Güney İtalya şehirlerini de kalıcı olarak koruyamadığını görebiliriz. Epeiroslu Pyrrhos’un seferlerinden, onun safında yer alanlar arasında yarar sağlamayı başaran tek siyasi yapı Syracusa Devleti olmuştur. Nitekim Kartaca ile Afrika’da mücadele etme fırsatı bulamasa da Sicilya’da  Kartaca tehlikesini en alt düzeye indirmeyi başaran Pyrrhos, kendisi sahneden çekildikten hemen sonra Güney İtalya şehirleri Roma hakimiyetini tanımak durumunda kalırken, Syracusa’nın yarım asır daha varlık göstermesini, şehrin Kartaca tarafından fethini önleyerek sağlamıştır. Fakat diğer taraftan, bu savaşın sonucu aynı zamanda bir Batı Hellen Kırallığı kurulması ihtimalini de tamamen ortadan kaldırarak, asrın başında Batı Akdeniz Havzasında görülen 4 büyük gücü şimdi ikiye indiriyordu. Geriye kalanlar, M.Ö. 268’de İtalia’daki ilk siyasal mekan birliğini kurmayı başaran Roma ve kadim ticaret devleti Kartaca idi.105

Son Büyük Syracusa Hakimi : II. Hieron (M.Ö. 275,269,268 ? – 215,214 ?) :

 

 

Syracusa Tarihi’nde son büyük kıral olarak adlandırabileceğimiz II.Hieron, aslında Epeiroslu Pyrrhos’un subaylarından biridir. Basileus Agatokles devrinde Messina’ya yerleştirilmiş olan Campanialı paralı asker güruhu Mamertinler, şimdi orada bir devlet  kurmuş ve bütün Sicilya’yı tehdit eder bir vaziyet almış bulunuyorlardı. Syracusa Strategos’u

103 Stuttard, 2016, s.234.

104 Atlan, 2014, s.65,66,67.

105 İplikçioğlu, 2007, s.79.

29

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

(Başkomutan106) II.Hieron, adayı bu problemden kurtarmak yoluyla şahsını ispat etmek adına, Messina’da Mamertinler’i kuşatmış ve sorunu çözemese de, Mamertinler ile mücadele edebilecek karizmatik bir lider olarak öne çıktığından dolayı buradan dönüşünde Syracusa Kıralı olarak selamlanmıştır. Bu devredeki otorite boşluğu büyük bir kargaşayı beraberinde getirdiğinden, Hieron’un gerçekleştirdiği kuşatma ve kıral oluş tarihi hakkında yukarıda görüldüğü üzere erişebildiğimiz kaynaklardan elde edilen bilgilerin farklılık arz ettiği görülmektedir. Syracusa ve Mamertinler arasındaki bu ufak çaplı çatışma aslında dönemin Batı Akdeniz coğrafyasını ele geçirmek üzere aday bulunan iki büyük gücün karşı karşıya gelmesine bir mazeret teşkil etmiştir. İtalia Yarımadası’nda tarihteki ilk siyasi mekan vahdetini kurmayı başaran Roma Cumhuriyeti ile köklü ticaret imparatorluğu Kartaca’nın, hem üretimsel (özellikle hububat) hem de ticari açıdan pek büyük önemi bulunan, Akdeniz’deki en büyük adaya sahip olmak amacıyla bu iki küçük kuvvetin çatışmasına dahil olup, kendi aralarındaki Birinci Pön Harbi yahut İlk Roma-Kartaca Savaşı diyebileceğimiz çatışmayı tetiklemişlerdir. Kartaca ile Roma aslında göz önüne alındığında birbirlerinin her bakımdan zıttı özelliklere haiz olan iki devlet idiler. Vatandaşlardan oluşan kara ordusu güçlü olup, territoryal bir emperyalizm kurma yolunda, ilerleyen Roma’ya karşı Kartaca, denizlere egemen, paralı askerlerden teşkil edilen ordulara sahip denizler üzerinde bir ticaret emperyalizmi kurma peşinde idi. Buna rağmen tıpkı Etrüskler devrinde olduğu gibi, Yunan Amerikası’ndaki Hellenlere karşı Roma ile de her daim Kartaca birlik olmuş ve bu zamana değin karşı karşıya gelmemişti. 107

Aralarında yaşanan çatışma üzerine Mamertinler Devleti, Syracusa Kıralı II.Hieron’a karşı önce Kartaca ve sonra da Roma’dan yardım istedi. Roma Senatus’u bu çatışmaya müdahil olmak niyetinde bulunmadığı halde, Messina Boğazı’nın önemine ve kendi çıkarlarına binaen Mamertinler devletine yardımcı olmak üzere bir filo yollanmıştır. Bu filoya karşı Kartaca ve Syracusa ortak bir baskın düzenlemeye çalışarak savaşı başlatmış oluyorlar ve tasarıları amacına ulaşamayıp, başarısız oluyordu. Böylelikle savaşın başında Roma – Mamertinler ittifakına karşı bir Kartaca – Syracusa ittifakının bulunduğundan ancak bunun tamamen resmiyette bulunan bir ittifak olup, asıl harbin Roma ile Kartaca arasında cereyan edeceğinden bahsetmeliyiz.

106 Stuttard, 2016, s.239.

107 Atlan, 2014, s.78 ; İplikçioğlu, 2007, s.80.

30

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Syracusa Kıralı II.Hieron, Kartaca ile birlikte Roma-Mamertin birliğine yaptıkları baskının başarısızlığa uğraması sonucu ani bir manevra ile Roma ile ittifak kurmuş ve Kartaca’yı yalnız bırakarak kendisini ve devletini emniyet içerisine almıştır. M.Ö. 263’te gerçekleştirilen bu antlaşmaya göre Syracusa, Roma ordusunun buğday ihtiyacını karşılayacak ve antlaşma on beş yıl geçerli kabul edilecekti. Böylelikle Syracusa, bu iki  büyük güç arasında gerçekleşecek olan ikinci büyük savaşı da bizzat yaşamaya yetecek denli hayat hakkı kazanmış oluyordu.

  1. Pön Harbi (M.Ö. 264 – 241), çetin mücadelelerden sonra Kartaca Devleti’nin Sicilya’daki mevkilerini müdafaa edemeyecek denli yıpranması (Kartaca 400, Roma 700 savaş gemisi kaybetmişti108) ve Roma’nın Kartaca’dan sonra ikinci büyük deniz gücü haline gelmesiyle (Bir Kartaca gemisi örnek alınarak penteres’lerden müteşekkil donanma da oluşturmuşlardı109) son bulmuş ve Kartaca, Sicilya ve Lipari Adalarından çekilip, yenilgiyi kabul etmiştir. Roma, Sicilya’da kendi safında yer alan Syracusa’ya ayrıcalıklı bir statü bahşederek onu II.Hieron’un idaresinde, bağımsız olarak bırakıyor (bütün adanın yaklaşık 4’te 1’i, Syracusa’ya bırakılmıştır110) ve adanın batı kısmını içine alan, ilk eyaletini kuruyordu. M.Ö. 238’e geldiğimizde yani harbin bitiminden hemen 3 yıl sonra Kartacalı paralı askerlerin Sardinya’da bir isyan çıkarıp, Roma’yı davet etmeleri üzerine yollanan Consul, T. Sempronius Gracchus tarafından Korsika ve Sardinya adaları da Roma egemenliği altına alınarak, ikinci Roma eyaletini teşkil 111
  1. Hieron, Syracusa için göçmen bir yöneticiden daha fazlasıydı. Kendisinden önceki yüzyılda yaşamış olan Büyük Dionysios’un soyundan gelme Philistis ile evlenerek, Kırallığını

108 Guzzo, 2015, s.56.

109 Romalıların kıyıya vuran bir Kartaca gemisini örnek alarak inşa ettikleri donanma, tarihteki ilk Roma donanması olarak nitelendirilmemelidir. Freeman da dahil olmak üzere pek çok tarihçi, Roma Cumhuriyeti’nin, bu Kartaca gemisini taklit edene değin bir donanmadan yoksun olduğu düşüncesindedirler. Ancak M.Ö. 303 tarihinde Tarentum ile Roma arasında yapılan bir antlaşma ile Roma Harp gemilerinin Tarentum Körfezi’ne girişinin yasaklanması, kanaatimce bizlere daha Kartaca ile yapılan harpler zinciri başlamadan en az 39 yıl önce Roma’nın harp gemilerine sahip olduğunu göstermektedir. Atlan, 2014, s.65,78 ; Freeman, 2013, s.372,373.

110 Titus Livius, Roma Tarihi Şehrin Kuruluşundan İtibaren (Ab Urbe Condita), XXIV, XXV Kitaplar, (Çev.: Sabahat ŞENBARK), Arkeoloji Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2002, s.177 ; Rodgers, 2014, s.237.

111 Guzzo, 2015, s.57. Ayrıca, Akdeniz Tarihi açısından pek mühim kıymeti bulunan Kartaca Harpleri ile ilgili detaylı bilgi için bkz: Atlan, 2014, s.75 – 117 ; Halil Demircioğlu, Roma Tarihi I.Cilt Cumhuriyet, 5.Baskı, TTK Basımevi, Ankara, 2011, s.209 – 278 ; Freeman, 2013, s. 370 – 390 ; Guzzo, 2015, s. 52 – 65.

31

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

meşrulaştırmıştı. Bu hareket yüksek bir tarih bilinci gerektirir. Eşinin ve akrabası yahut yakın dostlarından birinin oğlu112, eskiçağların en büyük Matematikçi, Fizikçi ve Bilim Adamlarından olan Archimedes’in de yardımıyla şehirde bayındırlık faaliyetlerinde bulunarak, Syracusa’yı eski ihtişamına yaklaşan bir refah düzeyine kavuşturmayı başardı. Syracusa’yı kamu binaları ile donatan Hieron, o zamana değin dünyada bilinen en büyük sunağı ve yine o güne dek görülmüş en büyük savaş gemisini, 5000 tonluk Syracousia’yı yaptırmıştır. Ayrıca Ptolemaioslardan örnek aldığı bir vergi sistemi (Lex Hieronica) çıkararak, kırallıkta elde edilen ürünün 10’da birini devlete ayırmayı öngördü.113 Romalıların da benimsediği bu yöntem daha sonra Osmanlılar zamanına kadar gelecek ve Öşür/Aşar (Arapça’da onda bir) Vergisi olarak varlığını sürdürecektir. Batı Akdeniz’in büyük devletleri olan Roma ile Kartaca arasında II.Pön Harbi yaşanırken, M.Ö. 215-4 dolaylarında II.Hieron hayatını kaybedip, torunu Hieronymos, Syracusa tahtına oturacaktır.

Sicilya’nın İncisi Syracusa, Syracusa’nın İncisi Archimedes (Arşimet) : (M.Ö. 287

– 212)

 

 

 

Eskiçağ’ın en büyük alim ve bilim adamlarından, Archimedes bir Syracusalıdır. Eskiçağ’daki Syracusa Tarihi’nin Roma öncesi devrini ana hatlarıyla ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma içerisinde Archimedes pek mühim bir yer işgal etmelidir. Babası, Syracusa’da Astronomi bilgini ve II.Hieron’un yakın dostu olan Pheidias idi. Archimedes’in çocukluğunda Epeiroslu Pyrrhos’un seferlerine tanıklık etmiş olma ihtimali göz önünde bulundurulmaktadır. Syracusa’nın çatışmalarla dolu ortamından sonra o dönemin dünya kültür başkenti sayabileceğimiz, alimler ve bilim adamlarının mesken tuttuğu Alexandreia (İskenderiye)’nin huzurlu ortamında, meşhur Geometri ve Matematik üstadı Eukleides’ten ders aldığı sanılmaktadır. Syracusa’ya döndükten sonra çeşitli keşif ve icatlarla uğraşan Archimedes’in daha evvel kimsenin hesaplayamadığı boyutta sayıları hesapladığı bilinmektedir. Örneğin evrendeki kum tanelerinin sayısı (10 üssü 63 x 8), Pi Sayısı üzerine bir tahmin ve dairenin yüzey alanıyla hacmini bir silindir yardımıyla hesaplama gibi önemli başarılara imza atmıştır. Ayrıca kendisi palanga, odometre ve bileşik makara ve vidalı su pompasının mucidi sayılmaktadır. Hieron’un kendisinden bir tacın tamamen altın olup

112 B. Larousse, 1986, C 10, s.5266 ; Stuttard, 2016, s.239.

113 Rodgers, 2014, s.237.

32

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

olmadığını çözmesi ricası üzerine, küvette yıkanırken kendi hacmi oranında su taştığını fark ederek, eğer tacın içerisinde altın harici bir madde varsa, altının hacmine göre olması gerekenden daha az su taşacağı ve böylece tacın sahte olup, olmadığını öğrenebileceğini akıl ettiği anda, buluşunun heyecanıyla çırılçıplak sokaklara fırlayıp, “Eureka, Eureka” yani “buldum, buldum” diye bağırdığı rivayet edilmektedir. Kaldıraçların çalışma  yöntemiyle ilgili başarılı açıklamaları olan Archimedes’in

“Bana bir dayanak noktası verin, Dünyayı yerinden oynatayım.”

 

 

dediği de rivayet edilmektedir.114

Archimedes’in yaşadığı Hellenizm Çağı’nda Yunan geleneklerinden biri de devasa inşaatlar yapmak olduğundan, onun dehasını kullanarak unutulmaz eserler bırakmak isteyen II.Hieron, o güne kadar görülmedik boyutlarda bir harp gemisinin inşasını emretmiştir. Syracousia adı verilen bu devasa gemi, 5000 ton ağırlığında, üç katlı ve yirmi sıra küreklisi olan bu gemide, gymnasion, kütüphane, yemek salonu, bahçeler, yürüyüş yolları, Aphrodite Tapınağı, ahırlar, barakalar, akvaryum, son model silahlar (82 kg ağırlığında taş ve 5,5 metre uzunluğundaki okları 183 metre uzağa fırlatabilen mancınıklar) ve İliada’dan sahnelerin yer aldığı yer mozaikleri bulunuyordu. Ayrıca gemiyi suya indirmek için bocurgat, sintine suyunu boşaltmak için de bir burgu yine Archimedes tarafından icat edildi. Bütün bu donanımına rağmen gemiyi Syracusa’da barındırabilecek bir liman bulunmadığından Alexandria adı verilerek, III.Ptolemaios’a hediye edilmek durumunda kalınması, onun Syracusalıların hiçbir işinlerine yaramadan ellerinden çıkmasına neden oldu.115 Archimedes, Syracusa kuşatmasındaki hizmetlerinin ardından şehrin zaptı esnasında, aşağıda bahsedileceği üzere öldürülecektir.

  1. Pön Harbi’nin Başlaması ve Syracusa Devleti’nin Hitamı :

 

 

 

114 B.Larousse, 1986, C 2, s.815 ; Rodgers, 2014, s.455 ; Stuttard, 2016, s.239, 240.

115 Stuttard, 2017, s.240.

33

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

İlk harpten sonra adalardan çekilmeye zorlanmış ve Afrika’ya kısılmış olan Kartaca, Roma’ya ödeyeceği harp tazminatı da dahil olmak üzere yapılması zorunlu harcamalar için kaynak oluşturmak durumundaydı. Bunun yanında her an Roma ile yeni bir harp patlak verebilir, Roma, Kartaca’nın siyasi varlığına son vermek isteyebilir ve dolayısıyla Kartaca’nın kendini savunacak yeni filolara ihtiyacı olabilirdi. Gelinen noktada Kartaca, Roma’dan uzak kalacak ve kendisine yeni kaynaklar sunacak, kısmen tarafsız bir bölge olarak İspanya’yı seçmiştir. Nitekim Hellenler’den daha önce Fenikelilerin kolonize ettiği İspanya’ya, Punlar yabancı değillerdi. Barca Ailesi bu görevi üzerine alarak Hamilcar Barca, damadı Hasdrubal ve oğlu Hannibal ile birlikte İspanya’ya ayak basarak önemli maden kaynaklarını ele geçirmeye başladılar ve ele geçirilen bölgelerde adeta bir Barca Kırallığı kurdular. Zira bu coğrafyada basılan paralarda, Barcaların portreleri vardı ve Kartaca da bunu destekliyordu.

Hamilcar Barca, M.Ö. 229’da ölünce ordu damadı Hasdrubal’i başkomutan olarak seçmiştir. Hasdrubal’in sahillere yayıldığını ve M.Ö. 226’da Roma ile yapmış olduğu bir antlaşma neticesinde Ebro/İber Nehri aralarında sınır olarak ilan edilmiş olduğunu belirtebiliriz. Bu antlaşma ile kendisini Gal/Kelt tehdidi altında gören Roma, Kartacalılara karşı güney cephesini güvence altına alma gayesindeydi. Hasdrubal M.Ö. 221’de katledilince ordu yerine 25 yaşındaki genç Hannibal’ı seçtikten sonra Ebro’nun güneyi, Roma ile asla dost olmamaya yeminli bulunan bu komutan tarafından fethedilmiştir. Roma ile olan çatışma da bu suretle başlayacak, Ebro’nun güneyindeki Saguntum (Sagunto) şehrini müttefik olarak gören Roma, bu şehre bir saldırı yapılmamasını isteyecek, Hannibal ise bunun M.Ö. 226 Antlaşmasına aykırı olduğunu belirterek, Roma’nın da İllyria Korsanları ile mücadelede bulunmasından yararlanarak şehri fethedecektir. Roma’nın bu duruma karşı Hannibal’ın teslimi ve yapılan hamlelerin geri alınmasını arzulayan talepleri Kartaca tarafından reddedildiğinde, Roma, II.Pön Harbi’nin açıldığını ilan etmiş bulunuyordu.116

Guzzo’ya göre, Romalılar bu savaşın Afrika ve İspanya’da gerçekleşeceğini ve böylece harp sonunda Kartaca’dan da kurutlmuş olacaklarını düşünmekteydiler. Hannibal ise deniz gücü ile İtalya’ya saldıramayacağı için elindeki tek imkan olan kara yoluyla, Pireneler ve Alpleri aşıp, ani bir taarruz ile Roma’yı baskına uğratmak durumundaydı. Nitekim olması

116 Atlan, 2014, s.84,85 ; Guzzo, 2015, s.58.

34

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

gerektiği gibi davranan Hannibal’ın, Galya kabileleri ile antlaşma yaparak, Alpleri aşma konusunda onlardan aldığı ipuçları ile çok fazla zayiat vererek de olsa İtalya’ya girmesi ve ardı ardına Ticinus, Trebia, Trasimenus ve meşhur Cannae’de olmak üzere meydan savaşları kazanması, Roma’yı kendi kalesinde yenik duruma düşürmüş, o devrin dünya siyasetinde bu durum yankı bulmuş ve Roma’yı İllyria’dan çıkarmak niyetinde olan Macedonia Kıralı V.Philippos ile devletinin hayati süresini uzatmak gayesinde bulunan Syracusa Kıralı II.Hieron’un yerini alan torunu ve aynı zamanda Epeiroslu Pyrrhos ile de kan bağı bulunan Hieronymos117, Kartaca ile antlaşma yapmışlardır. Böylelikle I.Pön Harbi’nin başında, II.Hieron tarafından kurulan yarım asırlık Roma-Syracusa bağı bozuluyor ve Syracusa için sonun başlangıcına adım atılmış oluyordu. 118

  1. Hieron, 90 yaşını aştıktan sonra sahip olduğu üç çocuktan ikisi (kızları Heraclia ve Damarata) hayattaydı. Oğlu Gelo, daha erken ölmüştü. Gelo’nun oğlu küçük Hieronymos, Hieron’un tek erkek varisi konumundaydı. On beş yaşlarında olan bu çocuk için yaklaşık 15 kişilik bir vasiler güruhu tayin eden Hieron, kendisinden sonra Hieronymos’un tecrübesizlikle yanlış kararlar almasını da, tek bir kişinin iktidarı ele geçirerek çocuk hükümdarı uzaklaştırmasını da engellemeyi hesaplamış, vasilere ayrı ayrı çok önem verdiği üç hususu tembih etmişti :
  • Hieronymos’a, büyükbabasının izinden gitmesi telkin edilecek
  • Roma ile kendisinin yarım asırdır sağladığı dostluk sürdürülmeye çalışılacak
  • Bunu gerçekleştirebilmek için Hieronymos’un yüksek kaliteli bir eğitim alması sağlanacak.

Hieron’un ölümünden sonra, durumun böyle bırakılmadığına ve damatları Adranodorus ve Zoippus’un müdahalesine şahit oluyoruz.

117 Babası, II.Hieron oğlu Gelo, annesi ise Epeiroslu Pyrrhos’un kız torunu olduğu düşünülen Nereis idi. Bkz: Livius, 2002, s.12.

118 Atlan, 2014, s.89 ; B. Larousse, 1986, C 10, s.5266 ; Guzzo, 2015, s.60,61.

35

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Buna göre, Adranodorus, kendisiyle birlikte vasi bulunan 15 kişilik heyeti, Hieronymos’un kıral olarak hükmedebilecek erginliğe ulaştığını belirterek azledip, bütün vasilerin yetkilerini kendi üzerinde toplamış ve böylelikle II.Hieron’un planlarının işleyişine engel olmuştur. Ayrıca Syracusalıların Hieron’un saltanatının başından beridir alışmış oldukları düzene göre Kıral, halktan biri gibi giyinir, davranır ve yaşarken, muhtemelen Adranodorus’un, Hieronymos’u etkilemesinin bir sonucu olarak Kıral, erguvani elbiseler, kırallık tacı, refakatçiler, şatafatlı 4 beyaz atın çektiği arabalar ile birlikte görünmeye başlamış ve halk bu duruma oldukça şaşırmıştır. Adranodorus’un amaçlarına erişmek adına kıralı destekler gibi görünmesi ve ona, halka karşı yüceliğini ve üstünlüğünü hissettirmesi gerektiğini telkin etmesinin bir sonucu olabilecek olan bu gibi hamleler, Syracusa halkının tepkisini çekmekten uzak kalmamıştı.119

Damat Adranodorus’un maksadı bize göre Kıralı devirmek ve bundan sonra tahtını garantiye almak adına Kartaca ile antlaşma yapmaktı. Roma, daha önceden Hieron ile müttefik olduğundan, Adranodorus, Roma ile antlaşmayı gerçekleştiremeyebilirdi. Nitekim, onun Hieronymos’u devirmesi, Roma’ya, Syracusa’nın fethi için bir mazeret bile verebilirdi. Adranodorus da bu duruma karşılık, Hannibal ile antlaşmış ve Hieronymos’tan sonra kendisinin kıral olmasını kabul ettirerek, Syracusa’yı Kartaca yanında harbe dahil etmeye söz vermiş olabilir. Nitekim, savaşın Roma tarafından kazanılacağı öngörüsüyle Roma safında yer almayı sürdürme fikrinde olan Thraso adlı Syracusa’nın önde gelenlerinden bir kişi, Hieronymos’a bir suikast düzenleme planı kurduğu iddiasıyla ortadan kaldırılmış ve böylece Syracusa’da, Roma taraftarları susturulmuş oluyordu. Hannibal ile kurulan temas üzerine, o cepheden Syracusa’ya Hannibal ismini taşıyan bir başka asil ile Hippocrates ve Epicydes adlı, ataları aslen Syracusalıların soyundan gelme olan iki kişi, Kıral Hieronymos’a yollanarak, Kartaca-Syracusa ittifakı için görüşmeler başlatılmıştır. Bu durumu haber alan Roma’nın Sicilya Praetor’u Appius Claudius, elçilerini Hieronymos’a yollayıp, dedesi zamanından beri sürdürülmekte olan antlaşmayı yenilemek istediğinde, Hieronymos’un muhtemelen yine Adranodorus tarafından telkin edilen şekilde elçileri karşılayıp, Cannae Muharebesi ile ilgili elçilerle alay ettiğini bizlere pek meşhur tarihçi Titus Livius aktarmaktadır. Bunun üzerine Roma elçileri, Kıralı aklı selim davranmak konusunda uyarıp, geri döndükten sonra kendisi de Roma-Kartaca arasında taraf tutma konusunda kararsız kalmış bulunan kıralın, Kartacalılara,

119 Livius, XXIV, 4,5.

36

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

Sicilya’yı neredeyse ortadan ikiye ayıran Himera Irmağı’nın, Roma mağlup edildikten sonra, Kartaca – Syracusa sınırı olmasını teklif eden bir heyet yolladığı bilinmektedir. Kırala, başta Eniştesi Adranodorus olmak üzere çevresindekiler ona II.Hieron’u değil, anne tarafından büyük dedesi Pyrrhos’u örnek almasını öğütleyerek onu teşvik de etmekteydiler. Bütün bu teşviklerin etkisinde kalan Hieronymos, Kartaca’dan yollanan Hippocrates ve  Epicydes’i 2000 asker ile adadaki Roma şehirlerini zapt etmeye yollayıp, kendisi de Leontinoi (Leontini=Aslanlar manasına gelir, sikkelerinde arslan başı bulunurdu120) şehrine geldi. Burada, bizim kanaatimizce Syracusa halkının Roma yanlısı olan yani Roma ile ittifak kurulmasını destekleyen kesiminin oluşturduğu hizip tarafından, Kırala suikast düzenlendi ve öldürüldü. Bu güruhtan bir kesim de Adranodorus’un planlarını engellemekle görevlendirilmişti. Demek ki bunlar, Roma ittifakından ayrılmak istemeyenler  olup, Roma’nın düşmanlığını çekmemek ve şehrin bağımsızlığına zarar gelmesini önlemek adına kıralı ve öldürmüşlerdi. Appius Claudius ise, Syracusa halkının kandırılarak, Kartaca ile ittifaka zorlandığını Roma’ya haber veriyor ve Syracusa ile kendi Provincia’sının sınırı arasına garnizonlar yığarak Syracusa’yı tarassut altına alıyordu. Bu bilgi de bizim kanaatimizi destekler nitelikte görünmektedir.121

Suikastı düzenleyip, Adranodorus’un peşine düşen ekip Syracusa halkını ayaklandırarak II.Hieron’un kızları ve damatları da dahil bütün ailesini katletmişlerdir. Bunun üzerine Hippocrates ve Epicydes’in şehirde ön plana çıkan isimler olduklarını görüyoruz. Aslında büyük ataları Syracusa’dan Kartaca’ya gitmiş olan bu kişiler Hannibal’ın safında olup, bizzat onun görevlendirmesiyle Syracusa’ya gelmiş ve çeşitli komplolar kurmak yoluyla Syracusa-Roma çatışmasını başlatmayı başarmışlardır. Kıral Hieronymos öldürüldükten sonra çıkan kargaşa ve çekişmeler neticesinde şehirde Kırallık rejimi kaldırılarak, meclisin egemen olduğu ve seçimle iki kişinin başa getirildiği bir sisteme (Roma Cumhuriyetine yahut Kartaca Suffet sistemine benzer) geçilmiş ve seçilen 2 yönetici de Hippocrates ile Epicydes olmuşlardı. Bu durumun da Syracusa yerlisi bir liderin eksikliğinden kaynaklandığı ve olağanüstü şartlarda şehre Kartaca’dan gelen iki kişinin seçilmek zorunda kalındığını ifade ettiği açıktır. Şehre uzun zaman sonra gelen bir nevi demokrasi rejiminin nasıl bir sonuç getireceğini yakından tarassut etmek adına Roma’ya ait 100 gemilik bir donanma şehir

120 Akarca, 1998, s.24.

121 Livius, XXIV, 6,7.

37

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

yakınlarına demirleyip, tarassuta başlamıştır. Bu durumda Syracusa’nın kuzeybatısındaki Leontinoi Şehri’nin Roma’ya karşı olumsuz tavır alıp, bağımsızlığını korumak istediğini ve Hippocrates’in de bu durumu teşvik maksadıyla Sicilya’daki Roma çiftliklerine baskınlarda bulunduğunu görüyoruz. Neticede Romalılar, Epicydes ile Hippocrates’in teslimini, kendileriyle kesinlikle mücadele etmek istemeyen Syracusa’dan istediler. Bunun üzerine her iki yönetici de şehri terk edip, Leontinoi’yi Roma’ya karşı kıştırma girişimlerine başlamıştır. Buna göre, Syracusa’nın kendisine bağlı olan her şehri Roma’ya sunmayı vaat ettiğini belirten Epicydes ile Hippocrates’in girişimleri ile Leontinoi, kendisinin onaylamadığı bütün antlaşmaların geçersiz olduğunu açıklamak durumunda kaldı ve böylelikle Roma Hegemonyasını kesinlikle reddettiğini belirtmiş oldu. Bu açıklama üzerine Roma’nın Leontinoi’yi kuşatıp, kısa sürede ele geçirdiğini ve yine Epicydes ile Hippocrates’in bu defa Syracusa’ya dönüp, Romalıların, Leontinoi’de büyük katliamlar yaptıklarını, kendilerinin başkumandan olarak seçilip, şehri savunmaları gerektiğini belirterek halkı tahrik ettiklerini görmekteyiz. Nitekim başka çareleri kalmayan Syracusa halkı, bu iki kişinin dediğini aynen yapmakta, onları başkumandan seçtikten sonra bu defa da hiç savaşma niyetinde olmadıkları Roma’ya karşı kapılarını kapatmaktaydılar. Böylelikle, M.Ö. 734 yılındaki kuruluşundan bu yana bütün Akdeniz tarihi açısından pek mühim bir yer işgal etmekte olan şehrin, yaşayacağı son kuşatmaya hazırlandığına şahit oluyoruz.122

Bizzat Roma Tarihçisi Titus Livius tarafından övgüyle bahsedilen Archimedes, Livius’a göre eğer şehirde olmasaydı, şehrin alınması pek kısa sürecekti. Romalı Komutan Marcus Claudius Marcellus tarafından kuşatılan Syracusa, engebeli yapısına rağmen her noktaya çeşitli büyüklüklerde ve uzaklık menzillerine sahip mancınık ve sair silahlarla Archimedes’in hesaplarına göre donatıldı. Ayrıca Roma gemilerini pruvalarından yakalayıp, karaya çekmeye yarayan kancalar, Roma kuşatma makinelerini parçalayacak kirişler ve hatta gemilerin katranlı gövdelerine güneşi odaklayıp, yangın çıkaran iç bükey aynaların dahi kullanıldığı rivayet edilen kuşatma 2 yıl sürdü. Archimedes’in bütün çabalarına rağmen, devrin süper gücünün imkanları galip gelmiş ve şehir M.Ö. 212’de Artemis Bayramı kutlamaları esnasında düşmüştür. Archimedes’in de şehrin yağmalanması esnasındaki kargaşada yahut kendisini tanımayan bir Romalı asker tarafından, bir takım çizimler ve hesaplamalar ile meşgulken öldürüldüğü, onun sağ olarak teslim alınmasını ve bilgisinden

122 Livius, XXIV, 21 – 34.

38

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

yararlanılmasını talep eden komutan Marcellus’un ise büyük bir kedere boğulup, bu büyük alimin cenaze törenini bizzat düzenletip, defnettirdiği bilinmektedir. M.Ö. 75’te Cicero, Syracusa’nın Agrigentum kapısı yakınlarında çalıların kapladığı bir mezarı bulduğunda, silindir içine geçmiş küre biçimindeki mezar taşından bunun Archimedes’e ait olduğunu hemen anlamıştı.123

Roma egemenliğine dahil olduktan sonra şehir, bağımsızlığı zamanındaki ihtişamını kaybetmiş olsa da Sicilya Eyaleti’nin yönetim merkezi olacak ve diğer Sicilya Şehirlerine kıyasla üstünlüğü bizzat Romalılar tarafından kabul edilmiş bulunacaktı. İlaveten Romalılar, Syracusa’nın alınışıyla yalnızca Kartaca’nın müttefiklerinden birini devre dışı bırakmış yahut 5 asırlık bir şehre sahip olmakla kalmış değillerdi. Syracusa, Batı Hellen Şehirleri içerisinde önemi bakımından birinci sırayı işgal edip, kültürel birikimi ve tarihi bakımından Atina ile boy ölçüşebilecek bir şehir idi. Neticede Roma’nın Syracusa’yı işgali, Roma’ya Yunan kültürünün ilk esaslı tesirlerinin ulaşma noktasını teşkil ediyordu. M. Claudius Marcellus’un yanında zaferinin görkemini ortaya koymak adına Syracusa’dan getirdiği sanat eserlerini Roma’da daha önce gören, tekniğine vakıf olan ve hatta ticari amaçla sahip olan dahi olmamıştı.124 Bu kültürel tesir, Roma’nın Yunan kültür sahasındaki alanları fütuhata devam etmesiyle artarak tırmanacak ve neticede Antik Yunan, kendisini fetheden eli kılıçlı Latin Roma’nın eli kalemli hocası haline gelecektir.

Sonuç :

 

 

Yunan Kolonizasyon Çağı (M.Ö. 750 – 550) olarak tabir edilen iki asırlık, Yunan ulusunun Eski Dünya çevresine yayılış devrinde kurulmuş olan ve Batı Hellen Dünyası’nın kültürel, tarihi, siyasi manada en önemli şehri kabul edilebilecek Syracusa Şehri’nin M.Ö. 212 tarihine değin herhangi bir büyük devlet egemenliğine boyun eğmeksizin yaklaşık 5 asır boyunca varlığını sürdürdüğünü ve bu esnada dönem dönem kendi sınırlarını ve hatta dahil bulunduğu Sicilya Adası’nın sınırlarını aşarak, Güney İtalya, İon Denizi, Adriyatik Denizi, İllyria, Dalmatia, ve Kuzey İtalia Sahilleri’ne değin etki alanını yaymış olduğunu belirterek

123 Demircioğlu, 2011, s.246,247 ; Peter Jones, Geldim Gördüm Yendim, (Çev.: Funda SEZER), Say Yayınları, İstanbul, 2016, s.114 ; Livius, XXV, 31 ; Stuttard, 2016, s.242.

124 Demircioğlu, 2011, s.247 ; Freeman, 2013, s.385 ; Jones, 2016, s.121.

39

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

çalışmamızın konusunun önemini vurgulamak ihtiyacını hissetmekteyiz. Syracusa Şehri, kendi çehresini aşan tarihiyle, Yunan Kültürü’nün, Batı Dünyası’ndaki en önemli temsilcisi haline gelip, tarihte ilk ve tek olarak Akdeniz Kültür Birliğini kurmayı başaracak olan Roma İmparatorluğu’nun tarihindeki ilk esaslı Hellen-Doğu kültürü etkisine uğramasına vesile olmuştur. Böylelikle kendi etki alanı ve öneminin haricinde, devlet düzeni, hukuku, disiplinli yapısı ve güçlü ordularıyla Eskibatı Tarihi’nin en önemli inceleme alanlarından birini teşkil eden Roma Tarihi ile bireysel düşünce, ulus bilinci, kültür ve dil birliği, halk egemenliği gibi kavramlarıyla yine Eskibatı Tarihi içerisindeki en mühim inceleme alanlarından bir diğerini oluşturan Hellen Tarihi ve Medeniyeti’nin en kayda değer birleşme noktasını teşkil eden Syracusa, Eskibatı’da Hellen mirasının Roma’ya aktarılmasında en önde gelen bir köprübaşı konumunu haizdir. Sonuç olarak, Eskibatı Tarihi içerisinde oynadığı rol bakımından kıymeti malum olan Syracusa Şehri’nin ve aynı zamanda onun etki alanında olarak Akdeniz Tarihi’nin daha nitelikli bir kavrayış ile fark edilebilmesi için Arkeolojik, Epigrafik, Nümizmatik ve Tarihi araştırmaların sürdürülmesi ve bu şehir ile ilgili şimdilik karanlıkta kalan noktaların aydınlatılması 21. Asır bilim dünyasının vazifelerindendir.

KAYNAKÇA

 

AKARCA, Aşkıdil, Yunan Arkeolojisinin Ana Çizgileri I Şehir Ve Savunması, 3.Baskı, TTK Basımevi, Ankara, 1998.

AMADASI GUZZO, M.G., Kartaca, (Çev.: Işık ERGÜDEN), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2015.

ATLAN, Sabahat, Roma Tarihi’nin Ana Hatları I. Kısım Cumhuriyet Devri, TTK Yayımları, Ankara, 2014.

BONNARD, André, Antik Yunan Uygarlığı -1- , 2.Baskı, (Çev.: Kerem KURTGÖZÜ), Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 2011.

BOSCH, C. Emin, Helenizm Tarihinin Ana Hatları II.Kısım, (Çev.: Sabahat ATLAN), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları Rıza Koşkun Matbaası, İstanbul, 1943.

BÜYÜK LAROUSSE, C 2, 6, 10, 20, 21, 22, İstanbul, 1986.

40

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

CAN, Şefik, Klasik Yunan Mitolojisi, 13.Baskı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

DE VİDO, Stefania, “Magna Graecia ve Sicilya’daki Yunan Polisleri: İtalya’yı da İlgilendiren Bir Tarih”, Antik Yunan, (Ed.: Umberto ECO), (Çev.: Leyla Tonguç Basmacı), Alfa Basım Yayın, İstanbul, 2017, ss.84-89.

DEMİRCİOĞLU, Halil, Roma Tarihi I.Cilt Cumhuriyet, 5.Baskı, TTK Basımevi, Ankara, 2011.

ERRİNGTON, R. Malcom, Hellenistik Dünya Tarihi M.Ö. 323-30, (Çev.: Gülşah GÜNATA), Homer Kitabevi ve Yayıncılık, İstanbul, 2017.

FREEMAN, Charles, Mısır, Yunan ve Roma Antik Akdeniz Uygarlıları, 4.Baskı, (Çev.: Suat Kemal ANGI), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2013.

HERODOTOS, Tarih, 11.Baskı,(Çev.: Müntekim ÖKMEN), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015.

HOMEROS, Odysseia, 2.Baskı, (Çev.:Azra ERHAT, A. KADİR), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015.

İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Eskiçağ Tarihinin Anahatları, Marmara Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1990.

İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Hellen ve Roma Tarihinin Anahatları, Arkeoloji Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2007.

İPLİKÇİOĞLU, Bülent, Eskibatı Tarihi I Giriş, Kaynaklar, Bibliyografya , 2.Baskı, TTK Yayınları, Ankara, 2015.

JONES, Peter, Geldim Gördüm Yendim, (Çev.: Funda SEZER), Say Yayınları, İstanbul, 2016.

LIVIUS, Titus, Roma Tarihi Şehrin Kuruluşundan İtibaren (Ab Urbe Condita), XXIV, XXV Kitaplar, (Çev.: Sabahat ŞENBARK), Arkeoloji Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2002.

LİDDELL, H.G. – SCOTT, R., Greek-English Lexicon, Clarendon Press, Oxford,

1940.

MANSEL, A. Müfid, Ege ve Yunan Tarihi, 10.Baskı, TTK Yayınları, Ankara, 2014.

MARTİN, Thomas, Eski Yunan, (Çev.: Ümit Hüsrev YOLSAL), 2.Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 2014.

41

ANTİK ÇAĞDA SYRACUSA KURULUŞUNDAN ROMA HAKİMİYETİNE KADAR (M.Ö. 734 – 212) Etem DÖNMEZ

MOSCATİ, Sabatino, Fenikeliler, (Çev.: Sinem GÜL), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2004.

ORHUN, Murat, Etrüsk Kültürü ve Roma Kültürüne Tesiri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2008.

ROBERTS, J.M., Avrupa Tarihi, (Çev.: Fethi AYTUNA), İnkılap Kitabevi, İstanbul,

2015.

RODGERS, Nıgel, Antik Yunan, (Çev.: Ülkü Evrim UYSAL), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2014.

STUTTARD, David, Antik Yunan Tarihi, (Çev.: Erdem GÖKYARAN), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2016.

TEKİN, Oğuz, Eski Yunan Tarihi, 2.Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 1998.

İnternet Kaynakları

 

Ana Britannica – “Syracuse” https://www.britannica.com/place/Syracuse-Italy

Erişim Tarihi: 07.08.2018, 13:00.

BOZKURT, Nebi, “Mancınık”, TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, C 27, 2003, ss.564-

567.

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=270564&idno2=c270385#

2

Erişim Tarihi: 07.08.2018, 13:03.

42